Allah'a yakarır Fuzûli, "Ey feyz-resân-ı Arab û Türk ü Acem / Kıldın Arab'ı efsah-ı ehl-î âlem / Etdin fusahâ-yı Acem'i İsî-dem / Men Türk-zeban'dan iltifat eyleme kem" (Ey Arap, Acem ve Türk milletlerine feyiz veren Tanrım! Sen, Arap kavmini dünyanın en fasih konuşan milleti yaptın! Acem fasihlerinin sözleriniyse, İsâ nefesi gibi, cana can katan bir güzelliğe ulaştırdın! Ben Türküm ve Türkçe söylemek istiyorum! Tanrım benden iltifatını esirgeme!)
"Şiir de ilimdir," der. Hem neşe değil dert gerekir onun için. Zira "Şairliğin sermayesidir", "Yaralı olmayanın şiirinde tat yoktur." Hem "Yarışı kazanan derttir.
İlimsiz şiir esası yok dîvar olur ve esassız dîvar gayette bi-i'tibar olur, (limsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir,) diyor Fuzûli. Boşuna söylemiyor.
"Akıllı adam odur ki kendi halini bilir / Her bir eşyadan kendine ibret alır | Giden ömür gelmez bir daha ele / Halimizi hak bilir, ondan hep hayır gele
"Mücadelenin iki yolu vardır: Biri kanun yolu, diğeri kuvvet yoludur. Birinci insanlara, ikinci hayvanlara özgüdür. Fakat çoğu zaman birinci yol kâfi gelmez, ikinci yola başvurmak gerekir,"; "Prens, İtalyan birliğinin sağlanması için adam mı öldürmesi gerekli, öldürecektir; yalan mı söylemesi gerek, söyleyecektir; ahlâka aykırı davranması mi gerektir, davranacaktır.