Bir psikolog diyor ki, “ insanları en çok üzen, onların canlarını sıkan şeyler aslında önemsiz görünen, ilk bakışta değer vermediğimiz küçük, basit şeylerdir.”
Dolmuş şoförünün bize senli-benli hitap etmesi, sokakta ayağımıza basan birinin “affedersiniz” bile demeden yüzümüze, ne olmuş sanki der gibi bakıp geçmesi, kuyrukta beklerken sırada olmayan birinin bilet alması, bir gazinoda size yakın oturan birinin sigara dumanını burnunuza üflemesi, sinemada filmin en heyecanlı yerinde arkanızda yüksek sesle konuşulması ve daha buna benzer bir çok şey hepimizin neşesini kaçırır, insanlardan soğumamıza sebep olur, hatta birçoğumuzu karamsar bile yapar.
Peki, mademki bu gibi hareketler hoş değildir, canımızı sıkıyor, bizi üzüyor, neden yapıyoruz? Sebebi aslında çok basittir: çünkü kaba olmak, düşüncesizlik etmek kolaydır. Nezaket, düşünmek, başkalarını düşünmek, kendimizi onların yerine koymak, bize hoş gelmeyen şeyleri başkalarına yapmamak ve bize yapılmasını istediğimiz şeyleri başkalarına yapma sanatıdır.