• Üzerinde durulması gereken bir diğer konu, çok partili yıllardan itibaren dinî yayınlarda tercüme kitapların her zaman ağırlıkta oluşudur. Kitapları tercüme edilen yazarlar arasında Müslüman Kardeşler'e mensup Mısırlı ve Suriyeli kişiler (Hasan el-Benna , Seyyid Kutup,Muhammed Gazali ) ağırlıklıdır.
    Dinî hayatı,dinî kültürü ve kurumları ciddi sayılabilecek bir zaman dilimi içinde kesintiye uğramış bir ülkede bu durum tabiî karşılanabilir. Fakat cumhuriyeti öncesi Türkiye'sinde var olan önemli bir birikimin bu dönemde göz ardı edilmesi tabiî gözükmemektedir. İslâm felsefesi,kelâm, tasavvuf,felsefe, mantık, fıkıh, fıkıh usûlü, İslâm tarihi,tefsir,hadis,biyografi, İslam'ın çağdaş meseleleri,devlet, medeniyet, kadın,sosyal eşitlik,terakki... alanlarında Cevdet Paşa,İzmirli İsmail Hakkı,Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi,Ferit Kam, Manastırlı İsmail Hakkı,Mehmet Ali Ayni,İsmail Fenni Ertuğrul,Ali Haydar efendi,Seyyid bey,Mehmet Zihni Efendi,Babanzade Ahmet Naim,Mehmet Akif,Mahmud Esad Seydişehrî, Giritli Sırrı Paşa,Mehmed Arif bey...gibi yazarların bugün bile değer ifade eden ve tercüme edilenlerden daha kaliteli olan eserlerine ve düşüncelerine ilgi duyulmaması ve bunların bıraktıkları yerden devam edebilme imkânlarının araştırılmaması dikkate değer olmalıdır.
  • ... 132. Bölünmede meydana gelen 4045 numaralı hücre midenin kasını, kas hücrelerini taşımaktadır. İkinci hücre grubunun yine 132. Bölünmesinde 17.775 numaralı hücre de midenin sinirini taşımaktadır. Bu hücreler yan yana gelerek birbirleriyle adaptasyona başlayacaklardır. Ama bu bölünme esnasında meydana gelen milyarlarca hücre geometrik dizide o kadar sağlamdır ki, mutlaka her mide siniriyle, mukozasıyla, kasıyla beraber, her göz kaşıyla, kirpiğiyle, arka dokularıyla beraber meydana gelecektir. Bu milyarlarca hücrenin herbirisi belli mesafelerde bölündükten sonra durmak mecburiyetindedir. Eğer bu mesafeleri kaybederlerse bir ceninin insan olarak meydana gelmesi mümkün değildir. Bu mükemmel bir program sonucudur. Başka izahı yoktur.
  • Annenin getirdiği hücrenin istidatları babadan gelen hücrenin istidatlarıyla bir araya geldiği zaman, bir bebeği meydana getirecek istidat ortaya çıkmaktadır.

    Bundan sonra bir mucize daha başlar.
  • Baba ve anneden gelen hücreler, yarımşar kart taşımaktadır. Yani, iki hücre de bütün birer kart taşıyarak bir araya gelmiş ve orada seçim yapılmış değildir. Yarım kart birisi, yarım kart diğeri getirmektedir. Anneden hangi kartın eksik olduğunu ve babadan buna karşılık hangi kartın gelmesi gerektiğini kim bilir? Ama bunlar karşı karşıya gelip de bu iki hücre kromozomları birleştiği zaman, tek bir insanı meydana getirecek istidatların grafiği çıkar. İşte iki tane program gelmiştir, tıpkı casus filmlerinde gördüğümüz yırtık resmin iki parçası gibi. Ama baba ile annenin beyin hücrelerinin bunu bilmesi mümkün değildir.

    "Sen ne getiriyorsun, ben ne getireyim?" şeklindeki bir anlaşma yoktur. Ama bu iki kart bir araya geldiği zaman bir program teşekkül etmektedir. Burada Cenâb-ı Hakk kendi programlama sisteminin, kompüter sisteminin yüceliğini göstermek üzere bize bir işaret vermektedir.
  • Bir insanın meydana gelmesi için, ortaya konacak hammaddeleri, Büyük Yaratıcı iki ayrı eşe hazırlattırmaktadır. Bunun hikmetlerinden birisi de, bu iki farklı sistemdeki en iyi taraftarı bir araya getirmektir. Annenin kalbi daha güçlüyse anneden alacağı yapıtaşlarını, babanın adalesi güçlüyse babadan alacağı yapıtaşlarını bir araya getirerek daha sağlıklı bir beden ortaya çıkarmak için bir çift sistem kurulmuştur. Aslında bir embriyoyu tek bir hücreden devam ettirmek çok daha basit, çok daha kolay bir yol olması gerekirken, çok zor bir yol seçilmiş, fakat bununla neslin sıhhati teminat altına alınmıştır.

    Babadan gelecek hücre, kendi boyunun takriben 100 bin misli yolu kat ederek anne hücresi ile buluşma yerine gider. Bu, birbiri üstüne kıvrılmış çok fazla sayıda kanallardan teşekkül eden bir sistem içerisinden geçerek adeta koşarak gitmek durumunda olan erkek hücresiyle, anne hücresini bir araya getirip bir genetik kart hazırlar.

    Anne rahminde hazırlanacak ve bir bebeği meydana getirecek olan embriyo dediğimiz yapı bu tarzda meydana gelmektedir. Bu tarz, aslında, Büyük Yaratıcı'nın sonsuz kudretini göstermek için sistemleştirdiği bir hadisedir.
  • İnsanın dünyaya gönderilmesine ilk yaratılış, öldükten sonra dirilmesine de ikinci yaratılış denmektedir.

    İnsan genellikle, ilk yaratılışın harikalığına dikkat etmeden, ikinci yaratılışla ilgili sorular sormakta ve "tekrar dirilme" nin nasıl olacağını merak etmektedir.

    İkinci yaratılışın ne kadar kolay, mantıklı ve lüzumlu olduğunu anlamak için, öncelikle "birinci yaratılış"a dikkat etmek lâzımdır.
  • İnsanın dünyaya gönderilmesi kendi elinde olmadığı gibi, bu dünyadan gitmesi de yine kendi elinde değildir.

    İnsanı dünyaya gönderen kudret sahibi; bir amaç için göndermektedir. Dünyadan alması da yine bir amaca bağlıdır.