RSA profil resmi
RSA kapak resmi
Professional fangirl.
Amateur human being.
Book lover.
395 moderatör puanı (Geçen ay: 17)
1.384 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 79)
306 okur puanı
26 Mar 2017 tarihinde katıldı.
Professional fangirl.
Amateur human being.
Book lover.
395 moderatör puanı (Geçen ay: 17)
1.384 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 79)
306 okur puanı
26 Mar 2017 tarihinde katıldı.
  • RSA tekrar paylaştı.
    KADIN DEDİĞİN PORTAKAL GİBİDİR, GÖRDÜĞÜN YERDE SOYACAKSIN.

    Bilgisayarıma hiç kimseye okutmayacağım, sansürsüz yazılar klasörü açmaya karar verdim. Özgürce, karşıma çıkan ''kalıplara sokmaya çalışan'' insanların olmadığı, dolayısıyla benim için manasız ''ama''ların da olmadığı, zihnime dolan zehirleri kalemimle akıtacağım bir klasör... Çünkü ben ilk önce defterime yazarım.

    Şairler, aydın kesimin bir parçasıdır. Onların zihnimize ve daha ziyade kalbimize paylaştıkları her fikir bizde bir iz bırakır, bizi değiştirir, bu az dahi olsa böyledir. Bu tür etsel şiirlere, zihin dünyamızın şekillenmeye daha açık ve müsait olduğu erken yaşlarda denk gelmek, iddia ediyorum kadın-erkek ilişkilerine bakışı değiştirip, bunu şekillendirecek kadar önemli ve korkunç. Kadını sevmeye bakış açısı... Kadının en çok etini, güzelliğini seven insan... Hani çok yerde, ''Cemal Süreya fiziksel aşkı en güzel anlatmış şairdir.'' denir ya, bir dakika, FİZİKSEL AŞK MI? Aşk kollara ayrılıyor muymuş? Hmm... Bunu duyduğum iyi oldu. Hiç kusasım yoktu, iyi geldi. Yüzüme çöreklenen ifadeyi görseniz, sanırım korkarsınız.

    Ciddiyet çoğu zaman saygı uyandırır, bedeli de uzaklıktır. Samimiyet çoğu zaman yakınlık uyandırır, bedeli ise olmadık insanların, sizin gülen yüzünüzden aldığı cesaretle, size haddini aşmasıdır. Şimdi ciddi olma vakti. O yüzden silkelenin. Konu: KADIN.

    Burada inceleme yazan arkadaşlara, kendisini bilirkişi ilan eden ve yorum yazanın kendi görüşlerini ifade edebilmesinin edebiyata kısıtlama değil, özgürlük getireceğini ve edebiyatın omuzlarda özgürlükle ve özgürlükte yükselebileceğini dilinin ucuyla kabul eden, ama iş eyleme gelince cellat kesilen arkadaşlar var. Hele bir soluklanın. Yorum hakkınızı, başkalarının hakkını da gözeterek kullanın. Mesela ben, neden bunları yazmak zorunda hissediyorum? Çünkü 1K tarlasında yeşerebilecek birçok çiçeği, varlığıyla sadece toprağı tutan nice ot darlıyor. Bazı arkadaşlar inceleme yapmıyor, bazıları incelemelerini gelen yorumlar doğrultusunda silebiliyor. Bunları görmek baskı olduğunun kanıtıdır. Ha benim umrumda değil kimse, olsa bu incelemeyi ve birazdan ejderha misali ağzımdan/ kalemimden çıkacakları yazmam. Gayem bir farkındalık oluşturmaya çalışmak. Kadın konusunu ele almak için bu tür kitaplar MÜKEMMEL. Herkesin bir şekilde kesiştiği, etkilendiği ama bir şeyler yapmak için ilk önce nazik, sonra idrakli olması gereken bir konu bu. Naziklikten kastım, arabasının kapısını açmak, sandalyeyi çekmek değil, BÜTÜN İNSANLARA KARŞI NAZİK OLMAKTAN bahsediyorum.

    KADIN, MEME DEĞİLDİR. KADIN, KIVIRAN POPO DEĞİLDİR. KADIN, ONUN BUNUN BEDENİ ZEVKLERİNİ OYALAMAK İÇİN KULLANACAĞI BİR ET DEĞİLDİR. AYRICA BU DÜNYADA, GENELEV DİYE BİR ŞEY VARSA, BU İNSANLIĞIN AYIBIDIR.

    İNSANA, İNSAN OLDUĞU BİLİNCİYLE YAKLAŞIN, kendinizi insan görüyorsanız tabi. Bu sözlerim çok mu sert oldu? Ben, hemcinslerimin bu kadar ELLENDİĞİ satırlar karşısında öfkeleniyorum.

    Bir ömre kaç aşk sığabilir? Lütfen, bu soruyu bir düşünün. Bir ömre kaç sevme sığabilir? Bir ömre kaç bedensel birliktelik sığabilir bilmem ama sevmek o kadar basit bir eylem değil. Aşk sözcüğünü atların ayaklarına serseydik daha az tepinirlerdi üstünde. Lakin bu sözcüğün üstünde insanoğlu tepindi, birbirinin üstünde tepindiği gibi. İnsanın ayağı, bir attan da, bir filden de, bir eşekten de iyi teper, daha ağırdır. Bu yüzden aşkın kolu kanadı kırık çağımızda. Öyle yaralı, öyle hırpalanmış ki. Güçlenip de bir türlü çıkamıyor karşımıza çoğu zaman. Üzdüler onu, anlamının, muhteviyatının içine ettiler.

    Ülkemizin aydın dediğimiz insanları da, kadına bu şekilde bakıyorsa, bu edebiyatta başka soruları da doğuruyor: Aydın kimdir? Aydın, kimlere denmelidir? Aydın, gerçekten aydınlanmış ve ışık veren kimselerse, bu insanların ellerinden, kalemlerinden çıkan ışık nerede? Yahut bunlar feneri nereleriyle tutuyorlar?

    Birçok gözü açılmış kadının ve insan olmanın bilincinde olan erkeğin umut ettiği dünya ile gerçek dünya arasındaki farka bakıldığında, bizim umut ettiklerimizin bir hayalden öte gidemeyeceği apaçık ortadır. İnsan elbette her türlü şeyi yaşar. Mevzu bu değil, çarpıtan olursa. Aşkı bedene hapsedenlere, her yatıp kalktığını aşk diye bize anlatanlaradır bu tepki. Bizler de insanız. Ne zaman farkına varıcaksınız bilmiyorum ama bizler İNSANIZ! Kadını bu kadar etselleştiren, onu döven, onu severken dahi değersizleştiren herkese +18'lik beddular gönderiyorum. Burada dahi profil fotoğrafı koymadığımız için özgüvensiz diye yaftalayan gerizekalılar var. Bırakın da bari burada etimizle, suretimizle değil, zihnimiz ve kalbimizle yer alalım. Ama siz ne anlarsınız?

    Bu kitapta ''Seni kucağıma alıyorum, tarifsiz uzuyor bacakların'' var. ''Dörtnala sevişmek lazım.'' Misal atlar gibi. Hep kadının elleri var, gözleri var, dudakları var. Utancını duvara asana ve sabaha kadar- neyse. ''Bak çocuğum kolların işte çıplak işte'' Giyinik mi olacaktı bir de? Kadın dediğin portakal gibidir, gördün mü soyacaksın. ''Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün/ Gözlerin sabahın sekizinde bana açık/ Ne günah işlediysek yarı yarıya'' Neden, siz mi evliydiniz, kadın mı? Yoksa ikiniz de mi? ''Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların'' , ''Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde/ Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra/ Sonrası iyilik güzellik'' Şair, son satırda yeşilçamdaki bazı filmlerde kamera ''o sahne''ye gelince yukarı kaydırılır ya onu yapmış. İyi ki yapmış. Bütün şiirlerde zaten biz gerçek bir aşk gördük.

    ''Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?'' şiiri gerçekten güzel bir şiirdir. ''Aşk'' isimli şiirin yer yer bazı cümlelerini gerçekten beğendim. ''Kanto'' adlı şiiri yine ''garson bira getir, rakı getir satırları olmasa güzel bir şiir. ''Gözleri yüzünün tenha bir köşesine çekilmiş'' mısrasını seviyorum. Ama Cemal Süreya'nın benim gözümdeki yeri malumunuzdur. ''Bir sürü çiçek ama saydırmaya kalkma/ Ayrı ayrı kadınlardan koparılmış/ Kadınlardan ya hem de bilsen nerelerinden'' Valla bilmek istemiyorum.

    ***EKLEME: Bu incelemede iki konu var. İlki: Aşk, dokunmayı da içine alan kutsal bir demdir. Sadece dokunmak, aşk değildir. İkincisi, kadını bu kadar etselleştirirsek, kadın daha çoook horlanır.

    Güzel kitaplara, güzel günler eşliğinde denk gelmeniz dileğiyle...
  • RSA tekrar paylaştı.
    "İnsanın kendini bir yere ait hissedememesi çok kötü bir histi."
    Deniz Çalışkan
    Sayfa 167 - Müptela Yayıncılık, 1. Baskı, Temmuz 2015
  • RSA tekrar paylaştı.
    "Whatever you dream, you can be, but you're gonna have to fight for it."
  • RSA tekrar paylaştı.
    "There don't seem to be so many laughs around these days."
    Alan Moore
    Sayfa 26 - DC Comics - kindle - Laurie Juspeczyk
  • RSA tekrar paylaştı.
    https://hizliresim.com/GDLPM6
    http://hizliresim.com/VD4PjZ
    Bu kadarı olmaz. Çocuk masal kitabında tecavüz konu ediliyor.
    Facebook'ta gördüm burada da paylaşmak istedim. Çocuklar için aldığımız kitapları önce kendimiz okuyalım.
  • RSA tekrar paylaştı.
    “No one can be a replacement for another person. That is why, farewells are always difficult.”
    Matsuri Hino
    VIZ Media LLC - kindle
  • "Geleceğin... kendiliğinden gelmesini dileyemezsin. Bedelinin ödenmesi gerekir."
    Warren Ellis
    Hoz Comics - Tony Stark
Professional fangirl.
Amateur human being.
Book lover.
395 moderatör puanı (Geçen ay: 17)
1.384 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 79)
306 okur puanı
26 Mar 2017 tarihinde katıldı.