Alman asıllı siyaset bilimci ve sosyolog yazarın bu kitaptaki çözümleme başlıca 4 bölümü içermektedir :
Birincisi, tarihsel bir arka plan çözümlemesidir.
İkincisi; resmi laisizmin ve 1920 ‘ler ile 1930 ‘ların laikleşme reformlarının gelişimi üzerinde odaklanıyor. Bu bölüm aynı zamanda iki savaş arası dönemde resmi laisizmin Ortodoks ve popüler İslam üzerindeki etkilerine ilişkin bir tartışmayı kapsıyor.
Üçüncü bölümde, 1950’ lerden itibaren resmi laisizmin yumuşaması ve bu durumun İslami grupların ana siyasal akımlarla bütünleşmelerine yol açması üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda , popüler İslam’ın kentlileşmiş ve teknik bir modern topluma genel dönüşüm sırasında kendi karakterini de değiştirmesi dikkate alınmıştır. Eğitim görmemiş köylü ve esnaf ,giderek eğitim görmüş ve profesyonel insanlar tarafından temsil edilen popüler İslam’ın tipik bayraktarları olmaktan çıkmışlardır .
Dördüncü bölümde, üç kadınla yapılan derinlemesine görüşmelerle, günümüz Türkiye’sinde laisizmin en tartışmalı konularından birine dönüşen başörtüsü çatışması inceleniyor. Bu sunuşta güncel gelişmelerin iki önemli yönü üzerinde duruluyor ; biri , laisizm sorunlarının bir yüzyıl öncesine kıyasla azalması gerçeğiyle ilgilidir ; diğeri kutsal kitabı Kuranı giderek daha çok temel alan popüler İslam’ın değişen karakteriyle ilgileniyor.
Çağdaş Türkiye ‘de laisizm İslamcılıkla karşı karşıya geldiği zaman , söz konusu olan, temelden farklı iki toplumsal sistemin birbiriyle boy ölçüşmesi değildir. Ne yazık ki çatışma genellikle böyle bir durum varmış gibi çözümlenmektedir. Oysa burada rasyolanizmin rengini , diğeri romantizmin damgasını taşıyan, birbirinin karşısında yer alan iki farklı ideolojiyle ilgili bir sorun vardır. Genellikle meydan okuyan rolündeki İslamcılar bütünüyle farklı bir