Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim... diyordu Franz Kafka.
Bugün böyle bir duygu ile başladım güne.
Olmak istediğim yerle, olduğum yer arasında uzaklıklar...
Hayallerim ile hayatım arasında uçurumlar vardı...
O uzak yolları yürüyebilmeli, mesafeleri kapatmalıydim....
Hayatımdaki uçurumları tek atlayarak hayallerimi
gerçeğim yapmalıydım....
Tek adım atmaya mecali kalmayanlar iyi anlar beni.
Gitmek isteyipte kalmak,
Tek adım atamamak...
Uçmak isteyipte bir kez bile kanat çırpamamak...
Ne büyük çaresizlik....
Ne büyük vazgeçmişlik...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim içinde senin ve benim ağırlığım benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim…
Şükrü Erbaş
gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan. Delilik mi dedin? Kim bilir…Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi? Kim ne diyebilir ki?
Şükrü ERBAŞ
Şiir yılıyla ölçsem 1 dakika uzağımdasın
Şu sıcak var şu yaprak var şu tırtıllı duvar
Boynumu kullanmaz oldum saçların yok diye
Başını yaslamıyorsun omzuma
Omzumu yanıma almıyorum
#OtDergi