Kısaca kendi yorumumu da eklemek isterim: Hilafet konusunda ben de Atatürk’ün çizgisinden yanayım. Ali Şükrü Bey’in bu konudaki tutumunu mantıksız ve dönemin ihtiyaçlarına ters buluyorum. Ancak buna karşılık, Topal Osman’ın yaptığı da en az o kadar amaçsız ve akıl dışıydı. Sonuçta Osman, Giresun’dan gönüllü olarak gelen bir savaşçıyken; Ali Şükrü Bey, halkın oylarıyla Meclis’e seçilmiş bir milletvekiliydi. Topal Osman’ın kendi kafasına göre böyle bir işe kalkışması hem hukuk dışıydı hem de kendi sonunu hazırladı. Açıkçası, bu mesele Meclis içinde, hukuk çerçevesinde çözülmeliydi. Dışarıdan hiçbir gücün, hele ki silahlı bir unsurun, bu sürece müdahale etmesi kabul edilemez. Devletin temeli, fikirlerin çatışmasından değil, infazlardan değil, meşru zeminde yürütülen tartışmalardan doğar.