-“Seviyorum, hem dünyada ne kadar sevmek mümkünse o kadar seviyorum”
-“Seviyorsun? Muhabbet sana ne tür haller getiriyor? Söyle? Söyle bakayım!
-“Ne türlü haller mi getiriyor? Zamanı zamanına benzemez ki… gün olur yanıma gelsen azamın her biri ayrı ayrı yanmaya başlar. Sanki vücudum alevden bir gömlek giydirirler. Yanımdan gitsen canım vücudumdan çekilir. Çekildiğini her zerrem ayrı ayrı hisseder. Her tarafıma hafif bir titremek gelir. Gönlüm yerinden kopacak da arkandan koşacak gibi olur. Gün olur, zihnimde yoluna ölüp de seni başucumda ağlar görmekten büyük dünyada bir devlet (saadet) bulamam. Sonra ağlayacağını düşünürüm. Sana acıdığımdan kendime de acımaya başlarım. Dünyada ne kadar güzel şey görsem elbette senin bir yerine benzetirim. Sonra gördüğüm şeyin her tarafında bir kusur bulurum. O da gözümden düşer, yine yalnız sen kalırsın. Uykuya rüyada seni görmek ümidiyle yatarım. Uykudan hayalini kaybetmek korkusuyla kalkarım. Her halim tarif olunmaz ki nasıl söyleyeyim?