Devlet,ne olduğunu tam olarak kimsenin çözemediği ama herkesin hissettiği bir mekanizmaydı,görünmez bir el gibi,her yerde her an insanın peşini bırakmayan bir domino sistemiydi.
Kadınların hem doğa hemde insan toplulukları tarafından daha fazla acı çekmeye mahkum edilişini anlamıyordu. Büyük bir haksızlık vardı bu konuda evrensek bir adaletsizlik, doğanın kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde,doğa da böyle kurgulanmıştı sanki,acı bir oyun gibi,her sahnesi işkence,her perdesi kan. Bebeği karnında taşımak,bulantılar ağrılar;doğum sırası da atlatılan tehlike,sancılar;sonra emzirme,beslenme,her ay başı katlanılan ay başı ağrıları;ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu;genellikle kadınların üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma,hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi;çapkınlığın erkete marifet,kadında da ahlaksızlık sayılması,