Meraklılar ve ilgililer geniş bir halka
oluşturuyor etraflarında, yambaşıma sokulan saçaklı, Folle de Chaillot kılıklı çingene kadın, "beşinden ilk ölecek olan hangisi, işte bunu tek bilene Tanrı diyoruz." Yüzünde bilgiç bir gülümseme. Dönüyorum ona doğru: "Daha güçlü ihtimal, bunu bilebilecek kimsenin olmaması" - gözüne bocalayan bir ışık oturuyor izlenimine kapılıyorum.
Mezar taşına "ahenk kaybolduğunda sükunet korunmalı" yazdırmış. Sıkıntılarına yenilen adamları beğenirim. Anladığım, bir ara en ince işlere merak salmış. Lavta yapımı örneğin ne belalı tutkudur. Sol elimin işaret parmağını sakar bir hareketim sonrası incittiğimden beri mutsuzluğum pekişti. Zamanla sesler duymaz oldum kafamın içinde, dilini tanımadığım bir ülkeden kurtulamama korkusu yapıştı yakama. Galiba "insanı beklenen ile şaşırtmanın yolunu bulmak gerekir" sözü onun değilmiş. Belki de yanılıyorumdur.
İlkbahar gelince tek başıma La Pampa'ya gittim. Dönmek istiyordum. Olmadı. Çalkantılarım giderek arttı. Geceleri ay ruhumu rahatsız etti. Komşum kadın benim için otlar kaynattı.