Her insanın doğruyu algılama biçimi ve süreci farklıdır. Bazıları hakikat üzerinde düşünür; kendi nefsine, duygularına, içinde bulunduğu şartlara bakmaksızın doğruya tabi olur. Pek çok Hidayet öyküsünde bunu görebilirsiniz.
Bir olaya dahil olan herkes için yaşananın anlamı başkadır. Aynı hadise biri için imtihan, diğeri için ceza, bir başkası içinse derecesini yükseltme fırsatı olabilir. Evvelce söylediğimiz gibi ilahi takdirin muradını belirleme gücümüz olmasa da başımıza gelen olaylara verdiğimiz tepkileri seçme gücümüz sorumluluğumuz var. Kazananlardan mı, yoksa kaybedenlerden mi olacağımızı belirleyen şey de yaşadığımız olaylar değil onlara verdiğimiz iradi tepkilerdir.
Kalem suresinin 8- 15 .ayetleri uzak durulması gereken insan tiplerini anlatır. Bunlardan biri de "mu'ted"dir. Bu ifade ilke ve değerleri olmayan , azgın, sınır tanımayan kişileri tanımlar. Bunların haram-helal gibi duyarlılıkları yoktur. Allah'ın sınırlarına karşı kayıtsız oldukları için, muhataplarının ilkeli tutumları kim zaman kibirlerine dokunur.
İyilik de kötülük de her dönemde kendini sürekli tekrarlar. Dolayısıyla en kötü çağda yaşadığımızı düşünerek ümitsizliğe kapılamayız. Belki asıl dikkat etmemiz gereken şey kötülüğün normalleşmesidir.
J.K Rowling'in dediği gibi:
"Ebeveynlerinizi, sizi yanlış yöne sevk ettikleri için suçlamanın da bir son kullanma tarihi vardır; dümene geçecek yaşta olduğun an, sorumluluk sana aittir."