Antik zamanlarda ölüler gece kalkıp yürümesinler diye mezarların üstüne ağır taşlar koyarlarmış, bu gelenek değişerek bugünkü mezar taşına dönüşmüş. Öldükten sonra bile mezarınızın başında taşlaşabilecek, sizin başınızdan ayrılmayacak birini sevmeli.
Kimse anlaşıldığını zannetmesin, bir deli avutur gibi birbirimizi anladığımızı söyleyip dostluklarımızı devam ettiririz. Bıraktım anlaşılmayı ve anlamayı. Sabahlara dek döktüğüm gözyaşlarını akşama kadar gizleyen bir bakışın altına gizlendim. Emile Zola’nın meyhanesine döndü dünya. Hepimiz zehirlerimizi şişelerin dibine tüküren yılanlara dönüştük. Bir parça ekmeğin yoldan cikarmadığı çok az insan kaldı.
Yalnız insanların bedenleriyle samimi ilişkileri vardır.Varlığınız dünyada yer kapladığı halde sizi görmezler, ancak isminizle çağrıldığınızda hayata eklenirsiniz. En öfkeli anlarında bir insana yumuşak şekilde ismiyle hitap ettiğinizde kendine geldiğini, rahatladığını göreceksiniz. İsmimizle çağrıldığımızda kendimize geliyoruz, kendimize gelince de bizi çağırana koşarız.