Hiçbir insan dünyaya kendi isteğiyle gelmez. Hiç bize danışılmadan kendimizi sahneye atılmış olarak buluruz;(...) Bu aşikar zorbalığa karşın bir kez doğduktan sonra kimse gitmek istemez. Neden ?
"Kalbi dayandığı sürece. Acımasız gibi görünüyor ama böyle. Akıl gidiyor ama kalp dayanıyor; kalp artık boş bir midye kabuğu haline gelen bedende bile yıllarca çarpmayı sürdürebilir."
Kimi zaman çocukluğumuzun bir noktasında birisinin bizi kenara çekmesinin, uzun bir değnekle, sanki duvara asılı bir coğrafi harita varmış gibi hayatımızın gelecek günlerini bize göstermesinin ne kadar güzel olacağını düşünürüm.(...)bize bu gizemli topraklara girmek için en güvenli yolun hangisinin olduğunu anlatacak(...) Neden kimse bize dikkat edilmesi gereken noktaları haber vermiyor? Buz şurada daha incedir, orada daha kalındır, ilerle, kap, geri gel, dur, girme. Neden yapılmamış hareketlerin söylenmemiş sözlerin ağırlığını beraberimizde taşımak zorundayızdır?
Okumayı seviyordun ve aynı tutkuyu bana da bulaştırmak istiyordun; belki de güzel şeylerle beslenmenin, dehşete bir panzehir oluşturacağına inanıyordun.