-Sen en derin İlâhi hakikatlerin yanı başına kadar geldiğin halde,oradan,tren yollarının bir makas farkiyle istikamet değiştirmesi gibi şeytanın eline düşmüş bir insansın! -Şeytan dediğin de ne?… O da Allahın bir esiri,kuklası…Kimde mecal olabilir Allaha karşı…
-Her suratın arkasında başka bir surat var! Senin de,bu iç suratı görmeden dış suratları nasıl çizebildiğine hayret ediyorum.Göz nasıl görüyor diye değil de,nasıl görmüyor diye çıldırmak lâzım…
Hasta Kumarbaz elini portreye doğru uzattı.
-Çizdiğin gözlere bak! Dört köşe birer delik…Deliklerin ortalarında birer nokta var.Göz bebekleri,gûya onlar… O noktalardan ışık giriyor.İçimizdeki fotoğrafhanede,dışımızdaki dünya şekilleniyor.Biz buna görmek diyoruz.