Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçmiş çok kötüydü, onu fazla düşünmemek daha iyi. Şimdiki zaman ise geçmişten farklı değil. O anda düşüncelerinin soğumakta olan dünyayla birlikte güneşin etrafında döndüğünü biliyordu.
"neden insan ölümsüz değil?" diye düşündü. Beynin merkezi ve kıvrımları, görme ve konuşma yetisi, bilinç ve zeka... eğer bütün bunlar toprağa karışıp sonunda da dünya kabuğuyla beraber soğuyarak milyonlarca yıl boyunca güneşin etrafında anlamsız ve amaçsız bir şekilde döneceklerse neye yarıyorlar? Bunun için insanın yüce, neredeyse tanrısal zekayla yoktan var edilip, sonra da dalga geçer gibi çamura dönüştürülmesine gerek yoktu ki. Maddeler arası dönüşüm! Fakat kendimi ölümsüzlüğün bu ucuz taklidiyle teselli etmek ne büyük korkaklık. Doğada gerçekleşen bilinçsiz gelişim bile, insanoğlunun aptallığından daha azdır çünkü bu gelişim hiçbir şeyi kapsamazken, aptallığın içinde yine de bilinç ve irade vardır. yalnızca haysiyetinden fazla ölüm korkusuna sahip bir korkak, vücudunun zamanla yine otlarda, taşlarda, kurbağaların içinde yaşayacağını düşünerek kendini teselli eder. Birinin ölümsüzlüğü maddenin dönüşümünde bulunması, değerli bir keman kırılıp çalınmaz hale geldikten sonra kılıfının ilerde çok işe yarayacağının düşünülmesi kadar gariptir.
_Sen ruhun ölümsüzlüğüne inanıyor musun?
_Hayır muhterem dostum Mihail Averyaniç. İnanmıyorum, inanmak içinde hiçbir geçerli sebebim yok.
_İtiraf etmeliyim ki ben de bu konuda şüpheliyim. Ama yine de sanki asla ölmeyecekmişim gibi hissediyorum. Bazen kendi kendime" Hey bunak, artık gitme vaktin geldi!" diye düşünüyorum ama ruhumdan bir ses" inanma, sen ölmeyeceksin." diyor.
Hayat denilen şey aslında eziyetli bir tuzak. Düşünen insan, olgunluğa erişip tam olarak bilinçlendiğinde, ister istemez kaçışı olmayan bir tuzak içinde sıkışıp kaldığını hisseder. Şans eseri oluşan koşullar sonrasında, seçim hakkı olmadan, hiç yoktan hayata davet edilmiştir... Ne için? Varoluşunun anlamını ve amacını bulmaya çalışırken ya kimse bir şey söylemez ya da saçmalıktan başka bir şey duyamaz. Kapıyı çalar ama bir cevap alamaz. Sonra da ölüm gelir onun seçimi olmadan. Ve işte, ortak talihsizliklerin hapishanesi de tuttuğu insanların bir aradayken daha huzurlu hissetmesi gibi, analiz ve genelleme konularına yeteneği olan insanlar buluşup zamanlarını mağrur ve özgür fikirlerini tartışarak geçirdiklerinde, insan hayattaki tuzağı fark etmez. işte bu yüzden zeka hiçbir şeyin yerini dolduramayacağı zevk kaynağıdır.