Canakkalenin nasıl geçilmediğini, bizzat birinci ağızdan okumak isteyenler icin enfes bir toplama eser oluşturulmuş. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri Mustafa Kemal in aynı topraklarda geçen Truva savaşını okuyup ona göre hamleler yapmasıydı. Diğer bir değinmek istediğim nokta ise Suriyeli Arapları ülkemize istifleyen "Gidin çanakkale şehitliğine orada bir çok suriyeli kardeşlerimizi goreceksiniz' zihniyetinin savunmasına, bir subayın mektubunda "Araplara zaten güvenmedim, güvenilmez de Taburu onlara emanet edemem" demesiydi ki koyduğu noktada kritik bir hamle ile kaçan arapları başçavuş ile zor zar toparlayabilmişti.
Seneye 18 Marta Kadar kendinize ve atalarımıza bir iyilik yapın. Bu kitabı okuyun ve onları anlayın. En azından, Tüm yıl harclıklarından biriktirip dünyanın öbür ucundan gelen Anzak torunlarından, biraz farkımız olsun (:
Kamu hizmetleri yurttaşların başat işi olmaktan çıktığı ve yurttaşlar kendi işlerini kendileri görmekten çok parayla hizmet satın alma yolunu tuttukları zaman devlet çökmeye yüz tutmuş demektir.
Savaşa mı gitmek gerekiyor? Parayla asker toplayıp evlerinde kalırlar.
Halk toplantılarına mı gitmek gerekiyor? Vekil atayıp evlerinde otururlar
Tembellik ve para onlara yurdu boyundurluk altına sokacak asker ve yurdu satacak temsilci sağlar yalnızca
Kentlerin surları köy evlerinin yıkıntılarından oluşur. Başkentte ne zaman bir sarayın yükseldiğini görsem tüm memleketi yıkıntıların doldurduğunu görür gibi olurum