Daha düne kadar kaygısızdım, hayatın tüm zevklerini çobanlarla paylaşıyordum; yiyor, müzik çalıyor, çalışıyor, şarkı söylüyor, kalpteki hakikatin melodisiyle dans ediyordum. Bugün ise kurtların arasındaki korkmuş bir kuzu gibi hissediyorum kendimi insanların arasında. Yanlarından geçtiğimde bana nefret dolu gözlerle bakıyorlar, kıskançlıkla ve küçümsercesine beni işaret ediyorlar. Parkta yürürken, hepsi de dönmüş bana bakan somurtkan yüzler görüyorum.
"Daha düne kadar mutluluk zenginiyken bugün altın fakiriyim."
"Daha düne kadar, merhametli bir kralın hâlinden son derece memnun tebaasına keyifle baktığı gibi kendi başının çaresine bakan mutlu bir çobandım. Bugün ise bir zamanlar ne demek olduğunu bildiğim güzellikleri benden çalan servetimin önünde bir köle gibi duruyorum.
Daha dün, şakıyan bir kuş gibiydim, tarlaların üzerinde özgürce uçuyordum. Bugün ise insanları, tuhaf ve dar görüşlü beşeri Kanunlara uyum sağlayarak tatmin eden, kalleş bir servetin, toplum kurallarının, şehir göreneklerinin ve satın alınmış arkadaşların kölesi oldum. Özgür olmak ve hayat armağanından zevk almak için doğmuştum ancak kendimi, sırtımdaki ağır altın yükü yüzünden beli koptu Kopacak bir yük hayvanına dönüşmüş hâlde buldum.