"Dört mevsim çiçeğidir sardunya; üzerinden çiçeğini hiç eksik etmez. Biri solsa, hemen bir başka tomurcuğu çiçek açar. Dalı kırılsa naz etmez, yeni bir daldan açtırır pembe, mor, kırmızı çiçeklerini. Toprağını beğenmezlik etmez, yerini de. Nazlı, niyazlı değildir; saksıda da yetişir, adi, pas bir tenekede de. Dünyanın güzelliklerini,
Rabbin kudretini saçar etrafa, bir de o mis kokusunu; tabii anlayana.
Soğuğa, yağmura da sıcağa, kurağa da dayanıklıdır. Bahçede de durur, salonun bir köşesinde de, pencere veya balkon kenarında da.
Susuz kalsa ses etmez, ışıksız kalsa solmaz.
Direnir zora, hayata meydan okur; tıpkı Filisin kadını gibi.”
“Tavşan uykusu gibidir bizim uykularımız. Gecenin bir yarısında kimin kapısı vurulacak, içimizden kim yatağından alınıp sorgu odasına çekilecek diye tetikte bekler dururuz.”
“Kudüs’e gidenler bilir; döndüğünüzde artık tam değilsinizdir. Kalbiniz, aklınız ve sevdaya dair ne varsa bildiğiniz, hissettiğiniz yarısını bırakırsınız bu topraklarda…”