• "Et tu, Brute?" dedi güçlükle soluyarak. Latincede bu sözler, "Sen de mi Brütüs?" anlamına gelir. Sonra Sezar Senato binasının mermer zemininde can verdi. Köleleri gelip cesedini eve taşıdılar. En büyük Romalı olan Sezar kendi arkadaşları ve vatandaşları tarafından öldürülmüştü.
  • Et tu Brute?

    ("Sen de mi Brutus?")
  • Et tu , Brute? Türkçe mealiyle Sen de mi Brütüs?
  • 375 syf.
    ·8 günde·Beğendi·7/10
    Kralların kraliçesi Kleopatra ve “taklit edilemez yaşamın” mimarı.

    Fransız tarih bilimci Jean Michel Thibaux ‘un kaleminden düşen ve çok sağlam referans, araştırmanın sonucu olan Kleopatra akıllara durgunluk veren bir hırsın ve gösterişin eseridir.

    Akıllara sığmayan bir güzellik, bakanların bir daha baktığı ve düşlere daldığı, İsis’in yeryüzündeki akisi. VII. Kleopatra Eski Mısır’ın son kraliçesi olmakla kalmayıp, elini attığı herkesi yakmasıyla bilinir. Kadın olmanın verdiği avantaj ile güzelliğini kusursuz bir şekilde kullanıp, galip gelemeyeceği tek bir an bile olmayan ve bunun hakkını layığı ile veren “Krallar Kraliçesi.”

    Hırsı ve yetinmeyi bilmeyen ruh durumunun sebebi olarak Jül Sezar’a metres olan ve Sezar’ın öldürülmesinden sonra Marcus Antonius’a metreslik yapmaya devam eden kraliçe… Hayatına üç evlilik sokmuş olmasına rağmen; ilk kocası baba bir kardeşi XIII. Ptolemaios Theos Philopator’u Sezar’a öldürten, ölümden sonra Sezar ile aşk yaşayan, hatta bu aşktan Caesarion’u dünyaya getiren “Krallar Kraliçesi.”

    “Et tu Brute?” yani “Sen de mi, Brütüs? 13 Mart günü Sezar’ı da senatoda kurban veren Kleopatra, yine hırslarına yenik düşüyor ve Sezar ile gördüğü düşlere Marcus Antonius ile devam ediyor. Fethedilecek bir dünya düşü. Marcus’tan ise ilki ikiz, arkasından ise bir çocuk daha doğruyor. Tesadüf ise girilen her savaş kaybediliyor. Romalılar, İskenderiye’ye kadar dayanıyor ve Mısır düşüyor. Geriye ise hiçbir şey kalmıyor. Çünkü “Tarih beklemez ve affetmez.”

    Şu korsanların fidye karşılığında esir düşen diktatör Sezar’a ne demeli, fidye karşılığında korsanlardan kurtul ve sonra korsanları yakala, öldür. – istenen miktarı beğenmeyen Sezar, daha yüksek mebla isteyin, yoksa sizi yakalayıp çarmığa gererim - İradesi mükemmel, savaş dehası tartışılamaz, İskender’i örnek almak ister ve İskender gibi büyük düşler kurar. Lakin bir kadın Sezar’ı alaşağı etmeye yeter. Roma’ya özgü bir söz vardır. “Roma’da pek fazla kişi eceliyle ölmez.” Çünkü türlü entrikalar döner, sırtlara bıçak değer ve ne olursan ol, indiriverirler. Sezar’ın en büyük hatası değil miydi? 4,5 asırlık cumhuriyeti yıkıp Kral olmak. Asla kral olamadı…

    Okuduğumuz kitap gerçek bir tarihi konu alarak gerçeğe yakın kurgulanmış bir anı-romandır. Yazarın akıcı dili ve tarihin akıl almaz sürükleyişi okuyucuyu sıkmıyor, aksine içerisine çekiyor. Kitap içerisinde Roma ve İskenderiye’nin o tarihlerde olan şehir haritaları da bulunmaktadır. Kaynağının sağlamlığından söz etmeye dahi gerek yok. Tarih ve mitoloji merakınız var ise okunulmaya değecek bir eser.

    Sözün özü; ben kitabı beğendim. Kendilerini tanrı ilan edenlerin hayatını anlatan içten bir yazıydı. Okumanızı tavsiye ederim.

    Sevgi ile kalın… (Aşağısı okumayı düşünenler için spoiler içerebilir.)
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    VII. Kleopatra kendi isteğiyle yılan sokmasıyla zehirlendi.
    Jül Sezar kendi Senato’sunda sayısız kişilerce bıçaklanarak öldü. (2. Koca)
    Marcus Antonius kendini kılıç darbesiyle öldürdü. (3. Koca)
    XIII. Ptolemaios Theos Philopator iç savaş çıkarttığında Sezar tarafından boğularak öldürüldü. (1. Yasal Koca)
    Caesarion düşen Mısır’dan kaçırılan prens Roma konsülünün emriyle kaçtığı yerde öldürüldü. (Kleopatra ve Sezar oğlu)
    Ptolemy Philadelphus çocuk yaşta öldürüldü. ( Kleopatra ve Marcus oğlu)
    Aleksandros Helios izini kaybettirdi. ( Kleopatra ve Marcus oğlu, ikizi Kleopatra Selene II)
    Kleopatra Selene II Moritanya Kraliçesi oldu. ( Kleopatra ve Marcus oğlu, ikizi Aleksandros Helios)
  • Et tu, Brute? (Sen de mi Brütüs?)


    Julius Sezar
  • Toplantı resmen başlamadan önce komplocular Caesar'ın etrafında
    toplandı. Geçmişte Caesar'ın emrinde görev yapan Lucius Tillius Cim­ber, belli ki Pompeius yanlılarından biri olan kardeşinin affedilmesi rica­sında bulundu. Diğerleri de etrafını çevirdikleri Caesar'dan bu ricayı ye­rine getirmesini istiyor, ellerine dokunup öpüyorlardı. Publius Servilius Casca Longus, Caesar'ın koltuğunun arkasına geçti. Ricalarından etki­lenmeyen Caesar, yumuşak bir ses tonuyla onların söylediklerine karşı­lık veriyordu. Birden Caesar'ın togasını kavrayan Cimber omuz kısmını yırtarak aşağı çekti. Kararlaştırılan sinyali gören Casca hançerini çekip sapladı fakat heyecandan sadece diktatörün omzunu veya boynunu sı­yırmayı başarmıştı. Ona dönen Caesar'ın "Lanet Casca, ne işler çevi­riyorsun?" gibisinden bir şey söylediği rivayet edilir. Bazı kaynaklara
    göre Casca'yı kollarından kavramış, hançerini elinden almaya çalışmış­tı. Suetonius'un anlatımına göreyse elindeki kalemi kendisine saldıran senatöre sapladı. Casca, kendisine yardım etmesi için kardeşini çağırdı.
    Plutarkhos bu çağrıyı özel olarak Caesar'ın da konuştuğu Latince değil, Yunanca yaptığından bahseder. Diğer komplocular da şimdi Caesar'a saldırmaya başlamıştı. Brutus da dahil olmak üzere aralarından birkaçı diktatörün çevresindeki keşmekeş içinde kazara yaralandı. Sadece iki senatör Caesar'a yardım etmeye çalıştı fakat kalabalığın arasından ona
    ulaşamadılar. Diktatör sonuna kadar saldırganlarla mücadele etti, on­larla boğuşuyor zorlayarak aralarından sıyrılmaya çalışıyordu. Marcus Brutus diktatörü kasıklarından hançerledi. Karşısında Servilia'nın oğlu­nu gören Caesar'ın direnmeyi bıraktığı ve "Sen de mi, oğlum?" dediği söylenir (Shakespeare'de geçen et tu Brute, yani Sen de mi Brutus sözü
    için maalesef doğrudan herhangi bir kaynak bulunmamaktadır). Kafası­nı togasıyla örten diktatör, Pompeius'un heykelinin dibinde çöktü. Tam tamına yirmi üç yerinden hançerlenmişti