Bazıları pamuk ipliğiyle bağlı oluyor bu dünyada yaşama, Bir hasta mesela, bir solukluk mesafesi olur yaşama bir solunum cihazına bağlandığında; ya da diyalize girdiğinde. Koskoca bir insan, yaşamı evirip çevirip, anlamış, anlatmış bir insan, iki ufak mandalla ipe tutunan bir koca çarşaf gibi, incecik bir boruyla devasa bir yaşam ünitesine bağlanıyor bazen.
Mitolojiler ve masallar sınır konulmadan büyütülmüş erkekleri anlatır. Erkek bazen sınırı ihlal edip komşunun tarlasına girer, bazen açıkça ısrar edip karısının üzerine kuma getirir, bazen de o kadar cesur değildir, hırsızlama aldatır eşini.
Nice kadın, bir pisliği, beyaz bir kağıt üzerinde temize çeker gibi, babasının, kocasının veya oğlunun rezilliğini yok saymaya çalışarak yaşıyor. Kimi çaresizlikten, kimi geçinecek kadar para kazanamadığı için, kimi yaşam konforu kaybolmasın diye...
Obruk meğerse sadece coğrafyanın derdi değilmiş, insanın içinde de oluşuyormuş. Ortasında obruk oluşan tarlanı bırakıp gidemiyorsun, başkasına da satamıyorsun, nasıl ortaya çıktığına inanamıyorsun, ne olup bittiğini anlamaya çalışarak başında oturuyorsun. Benim hatamdan ötürü mü bu obruk diyorsun, nerede hata yaptığını bilemiyorsun. Uzmanlar, sizler yeraltı sularını yanlış kullandınız, doğayı istismar ettiniz, o yüzden obruklar arttı diyor. Düşünüyorsun anlayamıyorsun bütün ahali, bütün köy yaptık bu hatayı, ama obruk benim tarlamda açıldı yalnızca diyorsun. Sonra da, teslimiyetçi, kederci, aciz insanların aklıyla, insan aklı bu işe ermez diyorsun.