Giriş Yap

Üstün Dökmen

Yazar
8.0
2.850 Kişi
Unvan
Psikolog, Yazar, Akademisyen
Doğum
İstanbul, Türkiye, 1954
Yaşamı
Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür. 1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı. Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir. TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu. Dökmen’in çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları” , “Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma” , “İletişim Çatışmaları ve Empati” , “Sosyometri ve Psikodrama” adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı “Selam” dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen’le evlidir; iki kızı bulunmaktadır.

İncelemeler

Tümünü Gör
256 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Miyase'nin Kuzuları Büyük bir çiftlik düşünün. Çiftliğin sahipleri Necdet Bey ve karısı Ayşen Hanım'dır. Ama bu çiftliğin bir de hayvanların kendi aralarından kendileri yönetmesi için seçtikleri, bir başkanı vardır ki o da at; Yağızat Atay'dır. Peki kimdir bu Yağızat? Seçimlerde muhalefet partisi adayı sempatik eşek Cefacan'ı yenilgiye uğratarak seçimleri kazanmış, bir iktidar partisinin başkanıdır. Çiftliği Yağızat Atay özenle seçtiği yardımcıları; kaplumbağa Ağırcan, sütçübeygiri Tutuk ve kurt köpeği kırması Hayhay ile yönetmektedir. Şimdi gelelim çiftliğin diğer hayvan sakinlerine.. Güvenlikten sorumlu köpek Galat Bey ve Galeta Hanım, danışmadan sorumlu filozof Bilge Baykuş Huhucan, İneklerden Sülse Hanım ile kocası öküz Hörgün, haberleşmeden sorumlu kuşlar ve birbirine aşık koç Tulhan ve kuzu Miyase, Haa bir de unutmadan ortalığı karıştıran Kedi Karam var. Biraz da Hilmi'den bahsedelim. O da çiftliğin kâhyasıdır. Rüşvet yemek, hile yapmak onun işidir. Sürekli Necdet Bey'in çiftliği kameralarla donatması için saman altından su yürütmeye çalışmaktadır, desek pek yanlış olmaz, sanırım. Neyse.. Hileci Hilmi hilelerini yapa dursun, gelin biz koç Tulhan ile kuzu Miyase'nin aşkına bakalım. Tulhan dertlidir. Eğer koç katımı gelmeden Miyase satılırsa, sevdiğine - Miyase'ye- kavuşamayacağını biliyordur. O yüzden bir şeyler yapmalı ama ne? Kitapta insanlar gibi hayvanların da haklarını sorguladıklarına tanık oluyoruz. "Özgür müyüz değil miyiz?," diye.. Başkan Yağızat Atay, çiflikte içinden çıkamadığı sorunlar baş gösterdiğinde, dedikodular ayyuka çıktığında, hemen bir suçlu ilan edip onu ateşe atıyor. Misal Maymun Maksut'un başına gelenler gibi.. Sonra da ortalığı yatıştırmak için futbol maçı düzenliyor. Miyase bir gün rüyasında kuzularını görüyor. Güzyeli, Canhan, Alam ve Âlem'i.. Ama o da ne? Çiftliğe bir gün bir misafir gelir. Ve misafire koç kesmek adettendir, denilip bilin bakalım, hangi koç kesilir? İncelemeyi, Bilge Baykuş Huhucan'ın sözüyle: "Oyunun kuralını sen koymamışsan, sonucu da sana ait değildir." buraya bırakıyorum. ### Okurdan son söz: Kendi adıma kitabı okurken; ilk başlarda George Orwell'in Hayvanlar Çiftliği'ni okuduğumu düşündüm. Ama sonra kitap sarmaya başlayınca, kitabı; yazarın mesleki tecrübeleri ile kitabı harmanlayarak, yetişkin fablı tarzında yazdığını algıladım. Hayvanların dünyasından, insanların dünyasına geçişte; benzerlikleri görmek gülümsetti beni. Ne de olsa hepimizin ortak noktası "Canlılar Dünyası'nda" yaşaması.. Bir sonraki incelemede, görüşmek dileğiyle.. Sevgiyle kalınız.๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Miyase’nin Kuzuları
7.5/10 · 335 okunma
Reklam
168 syf.
·
21 günde
·
10/10 puan
Ufacık Sorunlar...
Üstün Dökmen hocamızın o ekranlarda sürekli izlediğimiz insana ferahlık veren dinlendirici ses tonundan dinlemiş kadar samimiyetle yazılmış bir kitap. Son derece akıcı bir dilde yazılmış o kadar ki okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Gündelik hayatımızda sürekli karşılaştığımız ve gözümüze çok ufak, küçücük şeyler olarak görünen bir çok konunun toplamda hayatımızın yönünü ve şeklini nasıl olumlu yada olumsuz olarak etkileyebildiğini bizlere uygulamalı olarak gösteren mükemmel bir eser olmuş. Okuduktan sonra hayata ve çevrenize bakış açınızda küçük ama anlamlı değişiklikler yaratması kesin, herkese tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar...
Küçük Şeyler 1
8.0/10 · 5,3bin okunma
392 syf.
·
10/10 puan
Bence herkesin okuması gereken bir kitap. Sürekli iletişim halinde olan varlıklarız. Etkili iletişim tekniklerini öğrenmemiz bizim için önemli. Kitapta iletişim kurarken üç tip benlik durumu kullandığımız anlatılıyor. Bunlar; anne-baba, yetişkin ve çocuk. Anne baba kendi içinde ikiye ayrılıyor: eleştirel anne baba ve koruyucu anne baba. Eleştirel anne baba yargılayıcı, bunu neden böyle yaptıncı yaklaşımımız. Koruyucu ise üstünü ört, dikkat et gibi. Yetişkin ise akılcılıkla söylenenleri sorgulayarak düşündüğümüz, karşımızdaki kişiyi yaşı kaç olursa olsun yetişkin olarak gördüğümüz iletişim şekli. Çocuk ise ikiye ayrılıyor: doğal ve uyarlanmış. Doğal çocuk hangi şartta olursak olalım istediğimiz gibi davranmak. Uyarlanmış ise asi ve uslu çocuk olarak ikiye ayrılıyor. Asi otoriteye karşı çıkan, verilen emri uygulamadığımız benliğimiz. Uslu ise sorgulamadan her şeyi onaylayan yerine getiren benliğimiz. Sağlıklı bir iletişim bu üç benliği de doğru zamanda doğru şekilde kullanarak gerçekleştiriliyor. Empati yapmayı, iletişimdeki çatışmaların nedenlerini ve nasıl çözülmesi gerektiğini, etkili iletişimin nasıl yapıldığını, çocuklarla nasıl iletişim kurmamız gerektiğini bu kitapla öğrendim. Kitabın son bölümünde sanattaki örneklerle öğrendiğim bilgileri pekiştirdim. İletişimimde de öğrendiklerimi uygulamaya ve insanları gözlemlemeye başladım. Benlik şekillerini öğrendiğim için günlük hayatta ben hangi benliğimi kullanıyorum diye düşünerek farkında olarak iletişim kurmaya başladım. Göz temasına, insanları anlayarak dinlemeye başladım. Çocuklarla daha çok iletişim kurmaya, onları yetişkin olarak görmeye başladım. Terminolojinin çok olduğu bir kitap. Ama bu terimler tek tek açıklanmış. Kolayca anlayabileceğimiz bir dille, uslupla yazılmış. Okurken sıkılmayacağınız bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48