Üstün Dökmen

Üstün Dökmen

Yazar
8.1/10
879 Kişi
·
3.588
Okunma
·
469
Beğeni
·
9.025
Gösterim
Adı:
Üstün Dökmen
Unvan:
Psikolog, Yazar, Akademisyen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1954
Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür.

1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.

Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.

Dökmen’in çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları” , “Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma” , “İletişim Çatışmaları ve Empati” , “Sosyometri ve Psikodrama” adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı “Selam” dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen’le evlidir; iki kızı bulunmaktadır.
Sürekli fark etmez diyen insanları görüyorum.
Efendim kahveniz nasıl olsun ? Cevap "fark etmez"
Ne zaman yemek yiyelim ? Cevap " fark etmez" oluyor oysa ki fark eder. Gerçekten de ne istediğimizi fark etmeniz ve söylemeniz yani seçim yapmanız hem sizin için fark eder, hemde başkaları için.Sağlıklı seçimler yapmak kişiyi güçlü kılar.
Sahaflardaki kitapların çoğu eskidir. Ya okunup satılmış elden düşmedir.-yani İngilizce'den tercüme söyleyişle ikinci eldir.- ya da bir yangın veya sel felaketi geçirmiştir. Sahaf kitaplarının çoğu ölümden dönmüştür, çöplükten dönmüştür, bazıları ise daha bir aristokrattır, kataloglara girmiştir, pahalı müzayedeler görmüştür.
"Dünyada yaşamayın, dünyayı yaşayın.
Siz dünyayı yaşarsanız , dünya da sizi yaşar;
birlikte varolursunuz.
Şöyle demiş Çinli:
Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver.
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla,
İkisini ayırt edebilmem için de akıl ver.
İkisi de çok sabırsızdır,isteklerinin hemen yerine getirilmesini isterler. istekleri hemen olmazsa bağırıp çağırmaya, ortalığı birbirine katmaya başlarlar.
Kitap süper ötesi bir dil ve üniversite mezunlarının ve tüm milletini vatanını seven özellikle politikacılara önereceğim bir kitap adının Ladesçi olduğuna bakmayın aslında tam tersi doğruluğu ve dürüstlüğü savunan hayatın bir kerteriz defterinin olmadığını söyler şairane bir dille. Ve sadece KENDİN OL!! der. Okuyucusuna Dikkatimi çeken önemli bir konu ise; yazarın kitabında geçen Kahramanlarını evine davet etmesiydi.
Benim yapımda kişisel gelişim kitaplarına karşı antipati bulunmakta. Ben bunun-kişisel gelişimin,hareketlerin,davranışların- kitaplardan öğrenilmesinden çok yaşayarak veya gözlemleyerek öğrenilmesi kanısındayım. Genel olarak bu tarzda kitaplar okuduğumda; "evet, evet yazar çok haklı bence de böyle olmalı" deyip hayatımda herhangi bir şeyi değiştirmeye yanaşmıyorum.
Bütün bu olumsuz, kendimi bu tarz kitaplardan soğutan düşüncelerime karşıt Annem sayesinde Prof.Dr. Üstün Dökmen'in kitabını okumaya başladım ve kendimi ciddi anlamda sorguladım. "Acaba bu düşüncelerim hep yanlış tarzda kişisel gelişim kitapları okuduğumdan kaynaklı mı?" diye.
Bu kitap çoğunlukla yazarla sohbet ediyormuşuz hissi uyandırdı bende.
Anlattığı konuları düşünmemizi sağlayan birçok hikaye eklemiş. Bu hikayelerin bazılarında yeri geldi güldüm, yeri geldi hemen arkadaşlarıma yolladım, onlarında okumasını istedim.
Zaten bu hikayeler ya da bazen olaylar kendisini etkileyen hikayeler ve olaylar.
En hoşuma gidenlerden birini paylaşmak istiyorum sizinle.
Menemen treni
Bir dostum gerçek diye anlattı. Tren İzmir'den Menemen istikametinde yola çıkmış. Yaşlı bir teyze Kondüktöru çağırıp "Yavrum Menimen'e varınca beni bildiriver aman unutma" demiş Kondüktör de "sen uyu teyzem menimen'e varınca ben seni bildiricem" diye garanti vermiş teyze güvenip uyumuş. Kondüktör ise olayı unutmuş. Tren Menemen'i geçmiş. Epey sonra Kondüktör teyzenin ineceğini hatırlayıp makiniste koşmuş. Treni durdurmuşlar ve üzülmüşler. Gecenin bir vakti kadıncağızın Menemen'e tek başına dönmesi olacak iş değilmiş. Makinist ":Dur ben treni geri alayım, Menemen'e geri dönelim gece farkeden olmaz; soran olursa da 'yanlış makasa girmişiz' deyip idare ederiz" demiş. Ve gece karanlığında Menemen'e geri dönmüşler. Kondüktör koşup teyzeyi uyandırmış. "Kalk teyzem Menimen'i vardık" demiş. Teyze uyanmış "ömrüne bereket yavrum" diyerek çantasını açmış bir hap çıkarıp yutmuş. Tekrar başını yaslamış. Kondüktör hayretler içinde, "inmiyor musun?" diye sormuş. Teyze "yok yavrum ben bugün doktora gittim doktor iki tane hap verdi birini Basmane'de alcan dedi ikinciyide menemeni varınca alcen. Ben hapımı aldım kal sağlıcakla" demiş.

Burada yazar karşınızdaki kişinin sözlerine veya davranışlarına bakıp onun ne düşündüğünü yüzde yüz anlamanız mümkün değildiri anlatmak istiyor.

Daha bu ve bunun gibi birçok güzel olay anlatılmış yaşananlardan ders çıkarmamız her an göz önünde tutulmuş.

Birde şunu eklemeliyim ki kendimde ve çevremde gerçekten çok fazla görmüş olduğum bir şeyi yazar yüzüme çarptı.
Biz insan olarak hata yapabiliriz ama yaptığımız hatalardan ötürü kendimizi çok fazla suçlayıp, yapmış olduğumuz artıları bir anda silip atmamalıyız. Önemli olan gelişmek ve farkedilen hataları tekrarlamamaktır.
Kitaptan çıkarılacak çok fazla ders var elinden geldiğince her konuya kısa kısa ama sizi içine alabilecek kadar güzelce değinmiş.
Bu kitabın sanırım devamı da var fırsatını bulduğumda alıp okuyup incelememi yapacağım.
İncelememi okuduğunuz için Teşekkürler!

:)
Felsefe Hocamız bize bir gün; "Arkadaşlar kişisel gelişim kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim." demişti. Ve ben de bunu bir yere not aldım. Sonra aradım ve Üstün Dökmen'in "Küçük Şeyler 2" adlı kitabını buldum. Kitaplıgıma yerleştirdiğimde; "Şimdi sen burda kal, seni elbet okuyacağım." demiştim.
Ve bugünlerde de yeni okuyabildim. Simdi de soruyorum kendime; "Neden Daha önce okumadım diye?"  ya da "Neden aldığımda hemen okumadım?" diye.

İnsana o kadar faydası oluyor ki (iyi ki de okudum dedim) Üstün Dökmen çok güzel yazmış gerçekten. Bazı yerlerinde okurlarına soru soruyor ve bizim cevaplamamızı istiyor. Kimi yerlerinde de güldürebiliyor insanı. Sizin de okumanızı tavsiye ederim doğrusu. Güzel bir kitap.
Küçük şeyler; kimi zaman burun kıvırdığımız, kimi zaman daha fazlasını isterken yetinmek zorunda kaldığımız...
Mutlu olmak için küçük şeyleri görmemiz gerek, fark etmemiz, aslında büyük şeylere ulaşacağımız yolun bu küçük deneyimlerden, sevinçlerden ya da üzüntülerden geçtiğini öğrenmeliyiz.

Hayata bakış açımızı sorgulamamızı istiyor, ama bunu yaparken her şeyin belli bir ölçüsü olduğunu da hatırlatıyor. Ödül, ceza, geribilgirim, iyimserlik, kötümserlik...

İş hayatınızdan, ailenize, arkadaşlarınızdan, komşularınıza kadar geniş bir iletişim ve davranış modelleri sunuyor kitap bize. Maalesef aynı olaylara zamana, mekana, kişiye ve içinde bulunduğumuz ruh halimize göre tepkiler karşılıklar veriyoruz, doğrularını anlatıyor.

Üstün Dökmen ve Doğan Cüceloğlu her zaman ayrı bir yerdedir bende, o yüzden de tavsiye eder iyi okumalar dilerim.
Üniversitede sevdiğim bir hocanın sınavı zoruyla da olsa sıkılarak okumuştum. Çünkü kitap boyunca ebeveyn-yetişkin-çocuk benlik durumlarını ısıtıp ısıtıp önümüze getirmiş yazar, sanki bir-iki-üç kere de anlayamayacakmışım da onun için bu kadar çok tekrarlamış gibi hissetmiştim. Ancak asıl şoku kişilik kuramları dersinde Eric Berne'nin Transaksiyonel Analiz Kuramıyla tanışınca yaşadım. Meğerse tüm kitap bu kuramın bir paragrafta özetleneceği içerikteydi. Bana pek bir şey kattığını söyleyemiyorum, tabi bu durum belki pek de isteyerek okumadığım içindir. İyi okumalar :)
Empatiye sahip olmak güzel bir duygu... Hepimizde olsa belki de konuşurken yanlış anlaşılmayız, herkes hissetmeye çalışsa karşısındakinin hissettiklerini belki bu kadar kırılmayız birbirimize. İşte bu kitap da empati ve iletişimle ilgili her şey var. İletişim çatışmaları günlük yaşamda, tarihte, tiyatrolarda ve masallarda empati gibi bir sürü durum anlatılmış ve örneklerle zenginleştirilmiş. 3 benlik durumu var. Ana-Baba, yetişkin ve çocuk benlik durumları. Empati için başta yetişkin benlik durumu olmak üzere bu üçünü dengeli bir şekilde kullanmalıyız. Daha çok bunun üzerinde durulmuş gibi geldi bana. Tüm bunlarla birlikte çok fazla bilgi var, okurken biraz sıkılabilirsiniz, ama empati ve iletişim için de birçok şey öğrenebileceğiniz faydalı bir kitap diyebilirim. İncelememi kitaptaki şu sözlerle bitirmek istiyorum. "Öğretmene ayağa kalkan toplum öğretmeni anlamalı da. Mevlana'ya saygı gösteren toplum Mevlana'yı okumalı da" ve "Çünkü insanların görünüşleri ne denli farklı olursa olsun, içleri birbirine benzer. Kalp sesinin cinsiyeti, gözyaşının milliyeti yoktur." Haklı :)
Kişisel gelişimi roman şeklinde anlatmış. İki özürlü gencin evlilik kurabilmek için duydukları olağan bir aşkı ailelerin karşı çıkmasına rağmen yaşaması bunun da insani açıdan gerekli olduğu çok güzel anlatılmış. İnsanların yaşantılarını geleceklerini fiziksel engeller değil zihinsel engeller kısıtlıyor .Ön yargılar toplumsal baskıların kişiler üzerindeki caydırıcı güç çok güzel bir dille anlatılmış
Kitabin yazarini duymustum .Buna dayanarak okumustum .Kitaptaki bilgiler gercekten insanlarin nasil iletisim kuracagini yanliş yerde ne konustugunu yanlis anlamalara sebeb olunacak durumlari,hangi yerde nasil rolde davranmamiz hakkinda bilgi vermiş . Aslinda anlatilacak ve cikarilacak cok sey var. Ama iletisiminizin sikintili oldugunu dusunuyorsaniz bu kitabi okumanizi tavsiye ederim .Okuyacaklara iyi okumalar...
Bu yazarımız Doğan Cüceloğlu yazarımızın öğrencisidir buna rağmen ikiside çok başarılı ve güzel yazarlar.İkiside birbirlerine bir şey katmışlar bence...
Eşitliğe çok düşkün olmam bu kitaba itti beni bu kitapta eşitliğin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu öğrendim çok şey kattı bana .
HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDİYORUM...
Yıllar önce TRT 'de Küçük Şeyler'ini izlerdim Üstün Dökmen'in. Çok eğlenceli ve faydalı bulurdum programı. Psikolojiye ilgim son zamanlarda artınca kitabını okuyayım dedim.
Romanda kelebek ve insan yaşamına tanıklık ediyoruz.
(Spoiler )
Ölüm önemli değildir, nasıl olsa gelir. Ölümsüzlük önemli değildir, nasıl olsa gelmez.
önemli olan mutlu-verimli olmaktır bu evrende. Eğer be-cerirseniz mutluluk ve verim, size gelir, becerirseniz üretirsiniz onu, beceremez-seniz hiçbir şeyiniz yok demektir. Tek mesele, olmak veya olmamak değildir, nasıl 'olduğunuz' da Önemlidir..
Bu ifadeler kitabin sonunda yazarın kitabın ana fikrini bize veren sözleri. Aslında bu ana fikri vermese de romanın her yerinden sosyal mesaj akıyor. Roman gibi akıcı değil - çok fazla tekrar var ve bu insanı çok bunaltiyor- psikoloji kitabı gibi faydalı değil. Tamam, Peyami Safa'nin psikolojik tahlillerini beklemiyordum ama ne edebi zevk ne psikoloji bilgisi noktasında doyum sağladım.
Yazara yüklediğim anlamdan mi bilmiyorum ama biraz hayal kırıklığı yaşadım.
İyi okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Üstün Dökmen
Unvan:
Psikolog, Yazar, Akademisyen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1954
Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür.

1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.

Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.

Dökmen’in çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları” , “Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma” , “İletişim Çatışmaları ve Empati” , “Sosyometri ve Psikodrama” adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı “Selam” dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen’le evlidir; iki kızı bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 469 okur beğendi.
  • 3.588 okur okudu.
  • 64 okur okuyor.
  • 1.197 okur okuyacak.
  • 35 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları