Küresel kapitalizme karşı ve karşı-hegemonik küreselleşme lehine verilen mücadeleler, eşitsizliğin ve ayrımcılığın yeniden üretimini besleyen farklı iktidar ve baskı biçimlerini (sınıf, toplumsal cinsiyet, ırk , kast, cinsel yönelim, dini tercih) dikkate almalı ve hepsine karşı mücadele etmelidir.
Bu kitapta anladığım şekliyle hegemonik olan, günümüzde, iktidar ve tahakkümün üç ana yapısı olan kapitalizm, sömürgecilik ve ataerkillik arasındaki etkileşimlere dayanan, eşitsiz ekonomik, toplumsal, cinsel, siyasal, kültürel ve epistemolojik ilişkilerden oluşan küresel ve çok yönlü bir ağdır. Bu yapılar, iyi bir toplumun gerektirdiği idealleri somutlaştırdığı düşünülen liberal bir hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları anlayışı aracılığıyla işler ve bu anlayış tarafından meşrulaştırılır.
Kolektif haklar, yaptıklarından dolayı değil, sadece kimliklerinden ötürü sistematik baskının kurbanları olan ve ayrımcılığa uğrayan bireylerin, maruz bırakıldıkları güvensizliği ve adaletsizliği ortadan kaldırmak veya hafifletmek için vardır.