Safi

İnsanın sözünü duymak için insan gerek. 'Ben,' anlaşılmak için 'biz' e ihtiyaç duyar. Dünyayı çatışmacı bir düzlemde tanımlamak isteyenler kaba kuvveti meşrulaştırıyor ve insanın en temel ihtiyacı olan işitilme ve anlaşılma ihtiyacını dinamitliyorlar. Uygarlıkların birarada yaşamak, birbirlerinden öğrenerek gelişmek gibi bir seçenekleri de var.
Reklam
Hayata bilgece bir bakış, çalıştığı alanın zaaf ve sorunlarının farkında oluş, bilginin felsefi altyapısıyla ilgili sorunlara ve epistemolojiye vukufiyet, kendisiyle dalga geçebilmek... Bu özellikleri gösteren pek çok Türk bilim adamı da var, ama üniversitelerimizde onların çoğunlukta olduklarını söylemek mümkün değil.
Gelişmek, bir kitaba sığdırılmış sloganları ezberlemekle olmaz; hayatın duvarlarına çarpa çarpa, yaşayarak, tecrübe ederek, yaşadıklarından öğrenerek gerçekleşir. Mevlana'nın, Yunus' un yüzyıllardır birer ulu ırmak gibi suladığı bu toprakların insanı, kişisel gelişimi için bu yüzeysel kitapları rehber edinmemeli.
Bilmem bu yazıyla kendi önümden çekilebildim mi?