diyelim ki o zamanlarda senin için iyi olduğunu düşündüğün bir insanı hayatına aldın, ona inandın, onun için belki de birçok şeyden vazgeçtin. çevrendeki insanların o insan hakkında uyarılarına kulak asmadan, sen tüm sağlığınla karşındaki insana inandın. ama o kişi, denin bu fedakarlıklarını hep boşa çıkardı, seni hayal kırıklığına uğrattı. benim için en uygunu dediğin insanın sana saygı duymadığını, seni kısıtladığını ve sana zarar verdiğini fark ettin ama bir gün düzelir diye yaptığın fedakarlıkları arttırdın, sabrettin, hep sabrettin. arada kendini kurtarma girişimlerin oldu ama sonrasında belki yalnız kalmaktan korktuğun, belki de karşı tarafın sönük ikna girişimlerine umut bağladığın için geri döndün. her geri dönüşle beraber tekrar gidebilme cesaretini kaybettin ve şimdi, geçen bunca zamandan sonra hiçbir şeye gücün yetmeyecekmiş gibi geliyor.
hep, benim kendimi gösterme çabamın diğer insanların beni nasıl algıladığını belirlediğini düşünürdüm. ama, insanların bir kısmı ben ne kadar hatalı olsam da beni seviyor, bir kısmı ben ne kadar mükemmel olursam olayım benden nefret ediyor.