"Bu kapalı, karanlık, parmaklıklı yerde bir şey özlüyorsam eğer, o sessiz sessiz bahçeyi, yapraklarında sabahın çiğleri kurumamış çiçekleri özlüyorum. Sabahın o çok erken saatlerinin titrek ışınlarını özlüyorum. Bir de kasıklarıma saplanıp duran sancı. O da bir tür özlem.. Ne olduğunu çok iyi bildiğim bir istek. Geceleri düşlerime egemen olan. Gündüzleri elimden geldiğince unuttuğum. Utanç veren, beni kendimden kuşkuya düşüren. Melek'i bir daha hiç bir zaman... Çünkü onu kurtaramadım."
"Öylesine bir kızdı ilk geldiğinde. İlgi çekmeyen, yalnızca gerekli işlere koşturulan, dağınık bir kız çocuğu. Kimliksiz. Kimliği merak edilmeyen. Aklıma bile gelmezdi adını sormak."
"Gerçek katil nasıl olur, neler duyar hâlâ bilmiyorum. Ben katilmişim, işlediğim bir cinayetmiş. Benden çok uzak, inanılması güç bir öykünün tümceleri sanki bunlar. Bir düş bile değil. Düşler kişinin kendi gerçeğine ucundan bucağından yaklaşırlar çünkü."