Fədayə Bennet

Genel anlamda insanlığı ne kadar çok seversem, insanları tek tek, yani ayrı ayrı, münferit insanlar olarak o kadar az seviyorum. “Hayallerimde sık sık,” diyordu, “insanlığa hizmet etmek konusunda ateşli düşüncelere ulaşıyordum. Eğer bir anda gerekli olsaydı, insanlar için belki de gerçekten kendimi feda ederdim. Ama bununla birlikte hiç kimseyle aynı odada iki gün yaşayacak durumda değilim, bunu deneyimimle biliyorum. Bir adam bana birazcık yakınlaşsa, onun kişiliği benim onurumu eziyor ve özgürlüğümü kısıtlıyor. Böylesi günlerde ben çok iyi bir insana bile kin duyabilirim. Tek tek insanlardan ne kadar çok nefret edersem, bir bütün olarak insanlığa duyduğum sevgi o kadar ateşli olmuştur.”
Sayfa 85·Kitabı okudu
Eğer yaralarını temizlediğin hasta, sana teşekkür etmez de tam tersine senin bu insancıl hizmetine değer vermeyerek ve bu hizmetini fark etmeyerek seni kaprisleriyle bıktırmaya, sana bağırmaya, isteklerini kaba bir dille söylemeye, hatta üst makamlara şikâyet etmeye başlarsa — pek çok hastanın sık sık yaptığı gibi — o zaman ne olacak? Sevgin devam edecek mi, etmeyecek mi? İşte, titreyerek artık şu karara vardım: Eğer benim insanlığa duyduğum “yapıcı” sevgiyi hemen soğutabilecek bir şey varsa, bu sadece ve sadece nankörlüktür. Tek kelimeyle, ben ücretli çalışan bir işçiyim; ücretimi, yani hak ettiğim övgüleri ve sevgimin karşılığı olan sevgiyi hemen talep ederim. Başka türlü hiç kimseyi sevemem!
Sayfa 85·Kitabı okudu