fadime ibis

fadime ibis
@fadimeibis
Austen’ın hayatı boyunca yayınlanan altı romanındaki kadın kahramanlarından hiçbiri, yazarıyla kolaylıkla özdeşleştirilemez. Austen’da, Elizabeth’in sivri dilliğini bulabiliriz ama Elizabeth gibi topluluk içinde cüretkar davranmaz. Elinour’un sağduyusuna sahiptir ama onun gibi aklı felç edecek kadar tedbirli değildir; Catherine gibi edebiyat aşığıdır ama onun gotik zevkini paylaşmaz; Fany gibi hürmetlidir ama onun gibi kılı kırk yarmaz; Emma gibi çöpçatanlık ama onun gibi kendini beğenmişlik taslamaz; Anne gibi yalnızdır ama onun gibi romantik değildir. Kısacası, Jane Austen kendisini Gurur ve Önyargı ya da İkna romanlarının içine yerleştirmiş değildir; zaten benlik raftan alınıp da bir ifade veya bir paragraf gibi yerleştirilecek bir şey değildir.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Jane Austen, çiftlik bahçesine kusursuzluğun verdiği rahatlama duygusuyla bakıyordu. Leonard Woolf’un donmuş elma ağaçları, ona bu duygunun tam tersini yaşatıyordu, tekinsiz bir vahşet duygusu. Küf ve sidik kokan yatak odasına sıkışıp kalmış Marcel Proust için üç bonsai ağacı kayıp zamanın arayışını temsil ediyordu.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Bahçe, düzen ile karmaşa, yeşerme ile çürüme, bilinç ile bilinçsizlik, hareketsizlik ile canlılık arasındaki çatışmayı açığa çıkarır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Bahçe sadece kaçış veya fiziksel aktivite yeri değildi. Entellektüel açıdan da zihni uyarıyordu, çünkü iki temel ilkenin birleşimiydi: insan ve doğa.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Epikür’ün okulunun adı “Bahçe”ydi; bağımsızlığın ve bağımsızlığa ulaşma yolunun sembolü olarak bu ismi seçmişti.
Sayfa 11·Kitabı okudu