fakgul

Tutam yar elinden tutam Çıkam dağlara dağlara Olam bir yareli bülbül İnem bağlara bağlara Babamı kaybettiğim gece balkona oturdum gökyüzüne bakarak bu türküyü söyledim. Bende hepsini nereden öğrendiğimi, bu türkünün nereden aklıma geldiğini bilmeden. Baba olanlar, babalar gününüz kutlu olsun. Allah sizlere uzun ömürler versin.
Reklam
Şimdi ayrı yönlere akan iki nehrin kavuşması gibi, milyonda bir ölesim var.
Eyledin derd ile âteş-zâr-ı hasret meskenim taşa kâr etti sana kâr etmedi âhım benim Enderûnlu vâsıf
Tutsam bir Nâr-ı Beyzâ'sın, bıraksam uçurum.. Ruhunu arıyor, sana meftûn olan ruhum ! Bahattin Karakoç
“Köyde yaşayan yaşlı bir ressam vardı. Olağanüstü güzel resimler yapıp iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : "Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere ara ara bedava ekmek veriyor. Kasap bazen bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun..?" Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi. Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu. Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti.Artık ne fırıncı ekmek verdi fakirlere ne de kasap et verdi. Sordular; "neden fakirlerin hakkını kestiniz...?" Dediler ki; "her ay başı o merhum ressam bize para verip fakirlere ekmek ve et vermemizi söylerdi. O ölünce para veren kalmadı. İşte o yüzden…" İyiliğin şartı beştir: Tez olmalı, gizli olmalı, gözde büyütülmemeli, sürekli olmalı ve yerini bulmalı...”