Asıl “ben”, otuz beş seneye yaklaşan ömrümde,ancak üç dört ay kadar yaşamış,sonra,benimle alakası olmayan manasız bir hüviyetin derinliklerine gömülüp kalmıştım.
Her yerde birçok fırsatlar çıkıyor, birçok insanlar, ruhumda fazlasıyla bulunduğunu bildiğim sevgiyi sarf etmek, tekrar yaşamaya başlamak için bana kısa ümitler veriyordu.Fakat bir türlü kendimi o şüpheden kurtaramıyordum: “Ne lüzumu var? Yeni aldatmalara,yeni inkisarlara düşecek olduktan sonra ne lüzumu var?” diyordum.
“Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra,daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.”