Bu kitapla dünyanın dört bir yanında varlıklarından haberimiz dahi olmayan kardeşlerimizin hikayelerine şahit olduk. Abdullah abi ve arkadaşlarının isimlerini okurken zorlandığımız yerleşim yerlerindeki kardeşlerimizin hayatlarına dokunduklarını okuduk. Her bir hikayeyle, çölde bozulan her bir araba sahnesi tasavvurunda, Suriye’de bombalanmış sokaklarda gezerken, Arakan’da yaşam mücadelesi verirken, Zanzibar’da lüks otellerin arkasındaki köhne caddelerde hayatlarına devam ederlerken, Afganistan’da Tahar’da her an bomba atılacak korkusunu yaşarken adeta o sahnelerin gerçekliğine bürünüyorsunuz. Hoş ne var ki o sahneleri hayal ederken o hikayeler gerçekten yaşanmış, gözyaşları dökülmüş, sevdikleri kaybedilmiş. Ümmetin sadece yaşadığımız yerdeki Müslüman topluluğu olmadığını, yardımlarına koşmamız gereken, vücudumuzun yaralı parçalarımızın tedaviye muhtaç olduğu yüzbinlerce kardeşimiz olduğunu, ayağa kalkma zamanının çoktan geldiğini ve hatta geçtiğini hatırlıyoruz bu kitapla, tabi yine en sonunda tekrardan unutmaz ve yapılagelen zulümlere alışmazsak…