328 syf.
8/10 puan verdi
"Bir dost arıyorsan; gizli defineyi yeryüzünde değil, gönüllerde ara!" Son cümlesi bu 'tabiatüstü' kitabın. Aralarında 700 yıl fark bulunan iki 'zıt' filozofun 'gönüllerdeki' buluşmaları. 'Varoluş özden önce gelir' düşüncesinin temsilcisi Sartre ve 'Kapımız herkese açık, ne olursan ol, gel!' diyen Mevlana'nın hoşgörüde buluşması başarılı diyaloglarla işlenmiş.
Cehennem Benim
Cehennem BenimA. Vahap Kaya · Hemen Kitap · 201231 okunma
375 syf.
9/10 puan verdi
·
Beğendi
Kitabı beğendim fakat özellikle sonlarına doğru şöyle bir şey fark ettim -yanlış da olabilirim-: Taliban üzerinden ABD'nin Afganistan'ı işgali biraz meşrulaştırılmış. Rusya'nın işgali ise sıkça eleştirilmekte. Garip biraz. Bu kadar güzel bir öyküye böyle bir şey yerleştirilmişse çok yazık.
Uçurtma Avcısı
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2021165,3bin okunma
Reklam
77 syf.
·
Puan vermedi
okunmasıda fark edilirliğide mukemmel
Satranç
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020238,4bin okunma
548 syf.
·
Puan vermedi
Livanelinin bütün kitaplarını severek okumuştum.Kendisi hakkında kafamda bir kanı oluşmuştu .Hayatını okuduktan sonra yanılmadığımı anladım.Gerçekten sanatçı biri hassasiyeti dürüstlüğü yardımseverliği vatanseverliği başka bir şey .Haddim olmadan bir yorum yapacağım siyasete girdiğinde çok üzülmüştüm harcanacağını düşünmüştüm.Kendiside bunu fark edip erkenden geri çark yaptı.Keşke kitabında bahsettiği gibi bir parti kursaydıda tüm kendi gibi vatanperverleri etrafında toplasaydı belki ülke bir kaç yıl daha ileri giderdi.Yıllar öncede şimdide neden düşünen insanlar hep yargılanıyor neden hepsinin bir hapishane kültürü var.Bir toplumda sanatçı yetiştirmek o kadar kolay mı? Sanatçılık allah vergisidir çalışarak torpille çabayla kazanılmaz.Onun için lütfen gerçek sanatçılara sahip çıkalım herbirini avrupanın çeşitli ülkelerine sürgüne göndererek barbar olan türk kimliğine bir yenisini daha eklemeyelim. nurten ulaba
Sevdalım Hayat
Sevdalım HayatZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20124,377 okunma
149 syf.
·
Puan vermedi
Mevzu ile alakası yok, yıllardır kafamı kurcalayan bir mesele vardı, onu da çözdüm sonunda. Aha burada da sizinle paylaşıyorum. Mesele basit ama benim için çok önemli. Yıllar önce İstanbul'da yaptığım absürd esprilere, anlattığım fıkralara Ankaralıların bayıldığını fark ettim. Yahu diyorum kendi kendime, burada bir sorun var. Ankara, İstanbul'un 10 yıl gerisinde mi acaba? Üstüne üstlük espri kaliteli, fıkra zekice değil, neden bu kadar gülüyor Ankaralı? Sonuçta boş bulunup anlattığım bir şey. Mesela şöyle bir espri: "Ayakkabın mı eskidi, at gitsin! Çorapların mı eskidi at gitsin! Pantolonun mu eskidi at gitsin! Eşek gelsin!" Bu. Ancak boş bulunup gülebilirsin buna? Öyle değil mi? Değil. Adam güldükçe gülüyor. İşte yıllardır kafamı kurcalayan mesele bu. Nasıl mı çözdüm mevzuyu? Valla zor oldu ama çözdüm. Şöyle oluyor: Malum memur şehri Ankara. Orada ya da burada karşınıza çıkan on kişiden yedisi bir kurumda ya bir memur ya da bilmem ne daire başkanı. Fıkrayı dinley
İsmet Saat Kaç
İsmet Saat KaçEbubekir Kurban · Orhun Yayınları · 201253 okunma
376 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
“En evvel bir kin gelip mıhlanmıştı yüreğime; nasıl olurdu, nasıl olurdu da anneciğim bu gencecik yaşında ve üstelik “bir tanem” dediği beni bırakıp gidebilirdi? Lakin anlam veremiyordum, kimeydi bu kinim? Beni bırakıp giden anneme mi? Beni bırakıp giden annemin hastalığını geç fark eden babama mı? Beni bırakıp giden annemin derdine deva bulamayan tabiplere mi? Beni bırakıp giden anneme bu yazgıyı takdir edene mi? Sonradan anladım ki, bu sorularımın hepsinde “beni bırakıp giden annem” diyordum; suçlu annemdi ve benim kinim annemeydi.” (MELEĞİN GÖZYAŞI-ARİFZADE) “Neden sonra yatağıma geçip uzandım. Gözlerimi odamın beyaz boyalı tavanına diktim. Dedemin bana anlattıklarının nasıl da bir kere daha bir damla gözyaşından bana yaşatıldığını düşünmeye koyuldum. Öylece uyuya kaldım. Rüyamda annem gelip başucuma oturdu. Narin eliyle saçlarımı okşadı. “Anneciğim” diye bağırdım hüzünle, “Anneciğim!” “Yavrum?!” dedi sevecen sesiyle, “sen bugün ağlamayı öğrendin; şimdiye dek yaptığın sadece gözyaşı akıtmaktı, lakin bugün şu masanın başında ağladın oğlum. Unutma ki, esneyen ya da gülen bir insan da gözyaşı akıtır ama ona ağlama denmez. İşte sen de şimdi ağlamayı öğrenmiş oldun bir tanem; dünya üzerinde acı çekmeyen çocuk yoktur. Japonya’da, Afrika’da, İskandinavya’da, dünyanın her yerinde, her zaman çocuklar üzülür. Ama unutma, ağlamayı öğrenen çocuk mutlu olmanın yolunu da bulmuş olur!” Bu benim son rüyamdı.” (MELEĞİN GÖZYAŞI-ARİFZADE)
Kırlangıç Ağıdı
Kırlangıç AğıdıEda Bildek · Nüve Kültür Merkezi · 20147 okunma
Reklam
320 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
Bir Aurelio Zen romanı. İtalya'nın Perugia şehrinde, ünlü bir sanayicinin kaçırılması ile ilgili olarak görevlendirilen Zen, uzun zaman aktif bir soruşturmada yer almamasının sıkıntılarını kitap boyunca yaşasa da en sonunda okuyucuları ciddi bir sürpriz bekliyor. Bu arada yazarın anlatımından yola çıkarak, İtalya ve Türkiye arasında bürokrasinin işleyişi, devlet içerisindeki çürük elmalar gibi konularda pek de bir fark olmadığını görebiliyoruz. Okurken aynı bizim memleket diyebilirsiniz. Altın Hançer ödülü alan bu kitap mutlaka okunması gerekenlerden. Ve Labirent Yayınları'nın bu yazarın diğer kitaplarını da yayınlaması dileğiyle
Fare Kral
Fare KralMichael Dibdin · Labirent · 201328 okunma
484 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
Gerçekten muhteşem bir kitap. Dili, akışı ve verilen tarihsel bilgileriyle aslında her şeyden ne kadar da habersiz yaşadığımızı fark ettiren etkileyici bir kitap. Gerçekten insanın içine işleyen ve içini sızlatan bir hikayeyle kendi geçmişimizi, yaşadığımız topraklarda neler olduğunu sorgulatan tarifsiz bir kitap. Zülfü Livaneli'nin kalemine sağlık.
Serenad
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020137,2bin okunma
611 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
Yemin tüm bitirmeme çabalarıma rağmen, kendime günlük okuma limiti koymama rağmen yine de bitti… Bitti ama ağzımda harika bir tat, yüzümde bir gülümseme bırakarak bitti. Karahan Afrika’da yaşadığı olaylar sebebiyle granitten bir kalbe, gülmeyi bilmeyen bir yüze sahip esmer, uzun boylu, kara kaş kara göz bir FMArsal yakışıklısı… Tuğçe zengin bir
Yemin
YeminFatih Murat Arsal · Ephesus Yayınları · 2017943 okunma
208 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
Tek kelime ile mükemmel bir kurgu romanı. ERKAN adında binlerce yıllık bir örgütün Osmanlı'nın kuruluşuna vesile olması, sonrasında Atatürk'ün bu örgütü fark etmesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu gibi olaylarla başlayan; 2008'de ise aynı gün içerisinde işlenen cinayetler üzerine Nur Tezer ve Yiğit'in Ankara sokaklarında geçen maceraları konulu müthiş bir kurgu romanı. Bu arada Çandarlı'nın idamı, Timur ile Ankara Savaşı, 2. Murad'ın 3 kere tahta çıkması gibi tarihi gerçeklere farklı bir bakış açısı getirmesi de takdire şayan. Kurgu romanı severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Derin İmparatorluk
Derin İmparatorlukOrkun Uçar · Altın Kitaplar · 2007298 okunma
1.000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.