Puan vermedi·383 syf.··
2026 295. kitabı
Türkiye'de psikiyatri dünyasını edebi kurguyla buluşturarak kitlelerde muazzam bir farkındalık yaratan usta yazar ve psikiyatrist Gülseren Budayıcıoğlu’nun kaleme aldığı anıtsal eseri "Madalyonun İçi", seans odasının o en mahrem, en dürüst atmosferini okura sunan sarsıcı bir psikolojik, sosyolojik ve gerçek yaşam başyapıttır. Eser; Ankara’da açılan ve Türkiye’nin ilk özel psikiyatri merkezi olan Madalyon Psikiyatri Merkezi’ne başvuran, toplumun her kesiminden farklı insanların o soluk soluğa, klostrofobik ve iç acıtıcı ruhsal yarılmalarını merkezine alır. Gülseren Budayıcıoğlu; çocukluk travmalarından narsistik yaralanmalara, panik ataktan şizofreninin sınırlarına kadar uzanan geniş bir vaka yelpazesinin paralelinde; insan ruhunun en karanlık, en kuytu dehlizlerini bir hekim titizliğiyle kurguya dâhice entegre eder. Yazar; dışarıdan son derece başarılı, mutlu ve parıltılı görünen hayatların ardındaki o muazzam yalnızlığı, aile içi şiddeti, bastırılmış duyguları ve sevgisizliği cerrah titizliğiyle deşer. Budayıcıoğlu’nun o son derece akıcı, analizlerini bilimsel ama bir o kadar da edebi bir üslupla sunan samimi, şefkatli ve görkemli dili; bu kitabı basit bir anı veya vaka incelemesi olmaktan çıkarıp, insanın kendi egosuyla, geçmişin hayaletleriyle, toplumsal baskılarla ve kaçınılmaz içsel yüzleşmelerle olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma
Bazen çok fazla anlamaya çalışırken ne hissettiğimi unutuyorum.
Entelektüalizasyon (Intellectualization) Kişinin yaşadığı zorlayıcı bir durumu duygusal olarak deneyimlemek yerine, sadece zihinsel ve kavramsal düzeyde ele almasıdır. Yani kişi, olan şeyi
Darwinizme bir bakış
Aşkın (müteal), kelime anlamıyla "fiziksel dünyanın ve sınırların ötesine geçen" demektir. İnsanın aşkın arayışı, kâinatı var eden ilahi kudreti ve hayatın nihai anlamını keşfetme çabasıdır. Evrimsel biyolojiye göre bir canlı sadece hayatta kalmaya ve neslini devam ettirmeye programlıyken, insan "Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?, amacım ne?" diye sorar, ölümü ve ölümden sonrasını merak eder. ​İnsan kâinata bakıp bu kozmik şahesere hayranlık duyduğunda akl-ı selim devreye girer: "Sanat varsa sanatkar, fiil varsa fail de vardır." Bu noktada insanın Tanrı arayışı başlar. Üstelik "insan zayıf yaratılmıştır" hayatın meşakkatleri karşısında köşeye sıkıştığında, biçare kaldığı anlarda acziyetini fark eder. İşte bu sarsıcı farkındalık, onu her şeye kadir ilahi bir güce sığınmaya, O'ndan yardım talep etmeye ve O'nunla teselli bulmaya sevk eder. ​Dahası insan adalet, şeref, fedakarlık ve vatan sevgisi gibi somut karşılığı olmayan yüce erdemler uğruna gerekirse hayatını feda edebilir. Aslında bu nevi faziletler, bencil biyolojik menfaatlere tamamen terstir. Mesela, bir askerin vatanı veya sevdikleri yaşasın diye kendini kurşunun önüne atması, doğadaki "ne pahasına olursa olsun hayatta kal ve genlerini aktar" dürtüsüyle taban tabana zıttır; çünkü bu fedakarlık, biyolojik olarak her şeyin sonu demektir. ​Velhasıl kelam insanı insan yapan bu ulvi hasletler ve aşkın arayış, salt hayatta kalma ve gen aktarımı odaklı hiçbir maddi mekanizmayla izah edilemez.
Duygu ve Düşünce
Buna rağmen siz gençler mücadele etmelisiniz, çünkü Atatürk’ün size çizdiği yol akıl yolu, bundan ayrılmak yalnız sizin için değil, her ülke için felakettir.
Alıntı
Zirveden sarsıcı bir hızla aşağı yuvarlanan narsist bir adamın trajik hikayesi, çocuklukta ekilen travma tohumlarının yetişkinlikte nasıl birer canavara dönüştüğü ve ego sarayları yıkılan bir "kralın" o dilsiz feryadı... Gülseren Budayıcıoğlu’nun klinik tecrübelerini, derin insan tahlillerini ve gerçek yaşam öykülerini dâhice harmanladığı o ölümsüz eseri "Kral Kaybederse"yi okumak; Kenan’ın ruhsal çöküşüne tanıklık ederken, kendi iç dünyanızın, maskelerinizin ve en gizli yaralarınızın o en çıplak gerçekliğiyle soluk soluğa yüzleşmek demek. İnsan psikolojisine dair çok derin farkındalıklar sunan bu görkemli şaheseri kesinlikle tavsiye ederim.