Faruk Er

Faruk Er
@faruk840
l'enfer c'est les autres
162 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun...
Masa muhabbeti Kıvamında
8/10
·272 syf.·
2026 2. kitabı
Açıkçası beklediğimden çok daha keyifli çıktı. Kitap öyle ağır bir araştırma veya sıkıcı bir tarih kitabı değil; sanki eski bir dostla masaya oturmuşsunuz da o anlatıyor, siz dinliyormuşsunuz gibi acayip akıcı bir havası var. ​Yazarın o hafif iğneleyici, esprili tarzını sevdim. Bir yandan bugünün o havalı, Michelin yıldızlı modern restoranlarından bahsediyor, diğer yandan çat diye bizi eski İstanbul’un o naif sokaklarına, tramvay muhabbetlerine götürüyor. İstanbul’un ne kadar değiştiğini, o eski sofraların, eski şarkıların yerini nelerin aldığını anlatırken insanı öyle gereksiz bir nostaljiyle de boğmuyor. Aksine, o tatlı hüzne bile güzel bir zarafet katmış. ​Kitaptaki kadın ve müzik vurgusu da cuk oturmuş. Hayatın tüm koşturmacası ve değişimi içinde, o udun tellerinden çıkan sesler gibi kültürün asıl esintisini taşıyanların kadınlar olduğunu çok güzel hissettiriyor.
Ud Çalan KadınlarReha Tanör · İthaki Yayınları · 2024134 okunma
Hayat bir udu akort etmek gibidir; telleri çok sıkarsan kopar, çok gevşek bırakırsan ses vermez. Önemli olan o hassas dengeyi bulmaktır. Ne geçmişin hüznünde boğulmalı insan, ne geleceğin telaşıyla kendini hırpalamalı. Sadece anın o eşsiz ezgisini dinlemeli ve masadaki dostun gözlerinin içine bakıp gülümseyebilmeli. Çünkü hayat, ıskalamak için fazlasıyla zarif bir melodidir.
En kusursuz lezzetler bile son lokmayla biter, en güzel ud taksimleri nihayetinde sükûta erer. Bu hayatta kalıcı olan ne tabaktaki yemektir ne de havada uçuşan nağmeler; kalıcı olan, o masadan kalktıktan sonra kalbinizde kalan o sıcak sızısıdır. Biz o sızının peşinden gideriz; adına bazen aşk deriz, bazen İstanbul, bazen de sadece yaşamak...
Hayat, tınısını kaybetmiş bir ud gibidir bazen; ne yaparsan yap akort tutmaz. İşte öyle zamanlarda insan, ne geçmişin pişmanlığına sığınmalı ne de geleceğin belirsizliğine tasalanmalı. Sadece iyi bir dostun yüzüne bakmalı, Aziz İstanbul’a karşı bir kadeh kaldırmalı ve o anın tadını çıkarmalıdır. Çünkü hayat, ertelemek için fazlasıyla kısa, hakkını vererek yaşamak içinse tek bir şanstır.