"Bana kalırsa," diyorum bir süre sonra, doğru sözcüklerin dilimin ucuna yuvarlanmasını bekleyerek, "bir adam oğlu tarafından seviliyorsa, o adama büyük adam denebilir."
"Anne," diyorum.
"Önce ben gireyim," diyor kendine gelerek."Sonra eğer şey gibiyse..."
Eğer ölecek gibiyse beni de çağıracak. Böyle konuşuyoruz işte. Ölümle pençeleşenlerin ülkesinde cümleler tamamlanmıyor, nasıl sonlanacaklarını önceden biliyorsunuz.