Tüm hayatlarını köylerinin veya kasabalarının ötesinde macera aramayı akıllarından bile geçirmeden sürdüren evcimenler bile kendilerini faniliğe kaptırır. Biz zamanın göçebeleriyiz, hayat bize verilmedi, biz onu sadece ödünç aldık.
Bizim toplumlarımız insanı; doğa, ağaçlar ve hayvanlardan radikal bir biçimde ayırır; bu ayrılık o andan itibaren maddi kaynaklara, saf faydaya dönüşen, ötesi olmayan, fizik kuralların içine hapsolmuş bir dünyanın sömürülmesinin bir sonucudur, Descartes'in "kendini doğanın efendisi ve sahibi kılmak" düsturunun bir uzantısıdır.