Bir gece Peygamberimizin arkasında namaza durmuştum. Zamm-ı sure olarak Bakara suresine başladı. 'Yüzüncü ayette rükuya varır dedim. Fakat yüzüncü ayeti geçti. İçimden 'Her halde bu sureyi bir rekatta tamamlayacak dedim, bunu da geçti. İçimden 'Rükuya varır dedim, arkasından Nisâ suresine girerek onu da bitirdi. Sonra Al-i imran suresine başladı, onu da okudu. Ağır ağır, harflerin hakkinı veren bir telâffuzla okuyordu. Içinde tesbih bulunan ayet geçince tesbih ediyor, dua ayeti geçince dua ediyor, Allah'a sığınmayı ifade eden ayet geçince de Allah'a sığınıyordu . Nihayet 'Subhane Rabbiye'el azim diyerek rükûa vardı. Rükusu da kıyam hali gibi idi. Arkasından 'Semi Allahu limen hamideh. Rabbena leke'l-hamd. diyerek doğruldu ve rükuda geçirdiği zamana yakın bir süre öylece durdu. Arkasından 'Subhane Rabbiye'-a'la' diye secdeye vardı. Secdesi de ayakta dikilişine yakın bir süre tuttu.
Eğer başına bir şey gelirse ‘Keşke şöyle şöyle yapsaydım’. deme. Fakat 'Allah'ın takdiri böyle. O, dilediği gibi yaptı de. Çünkü eğer, şayet, keşke' gibi ifadeler şeytanın işine kapı açar.
Kulumu bana yaklaştıran sebeplerin benim katımda en sevimli olanı ona farz kıldığım ibadetlerdir. Kulum bana nafileler araciılığı ile yaklaşa yaklaşa sonunda onu severim. Ben onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey isterse veririm. Eğer bana sığınırsa onu kesinlikle korurum.
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardir. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.