Ne yapabiliriz peki? Ruhumuzun kapılarını erdemli bir bilince açabiliriz. Kafamızı fena halde gürültücü sanal âlemden kaldırarak mürekkep kokusunun tüttüğü dergi ve kitap sayfalarına gömebilir, iç âlemimizin kelimelerin oynaşmasına izin verebiliriz. Bizi eleştiren her sesi, her satırı içimize cömertlikle buyur edip ondan bir şeyler öğrenmeye gayret edebiliriz.
Milyarlarca insanın arasında bir insan, diğer canlıların arasında bir canlıyız ve hikâyemiz ancak başka insan ve varlıklarla buluşma noktalarında ilmek ilmek dokunuyor.
Mütevazı insan tevazu sahibi olduğunu iddia etmez. Tevazuya niyet edilmez, kendiliğinden olur, doğallıkla, bir suyun akışı, yağmurun yağışı gibi. "Tevazu gösterdiğinin farkındaysan kibirden kurtulamadın demektir," der Ataullah İskenderi.