Yazarın dili sade ama ağır basmıyor. Aksine, her cümle yerli yerinde oturuyor. Post-apokaliptik atmosfer hiç abartıya kaçmadan kurulmuş; "metalik düzen" kelimesiyle bile o soğukluğu duyabiliyorsunuz. Yapay Tanrıça karakteri ise bence romanın en özgün unsuru: kötü değil, yalnızca hesaplayamadığı bir değişken var: İnsan sevgisi.
Eğer, bu tür distopik romanlar hep aynı diye düşünüyorsanız, bir şans verin. Şimal Yıldızı sizi hafızanın neden bir direniş eylemi olduğuna ikna edecek. Bitirdiğimde uzun süre kapağına baktım. Çünkü bazı kitaplar sona ermiyor, sadece sessizleşiyor.