Eğer yapmak istediğiniz şey sizi yakıp kavurmuyorsa bir tek kişinin bu işi “başaramazsın” demesiyle derhal o işi bırakırsınız. Ancak içinizdeki o ateş büyüdüyse ve başarmak istediğiniz iş sizi alev alev yakıyorsa, artık birilerinin “başaramazsın” demesi sizi sadece körükler. Artık on beş milyar beyin hücreniz sizin için çalışmaya başlamıştır bile. Düşünebiliyor musunuz on beş milyar taraftar sizi destekliyor, alkışlıyor ve size konfetiler atıyor. On beş milyar taraftarı olan bir takım tüm maçlarını kazanır.
Duygusal yoğunluk ve tekrarlarla sinir sistemimiz bir şeyi gerçek olarak algılar. Siz başarmak istediğiniz bir olayı zihninizde canlandırır ve onu defalarca başarmış gibi hayal ederseniz size avantaj sağlayan tecrübeleriniz gibi onlar da sizin başarı referanslarınız olur. Buna NLP’de “Miş gibi davranmak” prensibi denir. Yapmış gibi, gerçekleştirmiş gibi, “......miş gibi.”
Geçmişe dönmek artık mümkün değil, geleceğin neler getireceğini bilemeyiz ve kendi isteğimizle o zamana ulaşamayız. O halde elimizde ne var? Ulaşabileceğimiz şimdiki zaman, sonsuz bir şimdiki zaman. Her şey şimdiki zamanda oluyor. Hayatı dolu dolu yaşamak istiyorsak, şimdiki zamanı çok iyi değerlendirmeliyiz. Şimdiki zamanda dolu dolu yaşarsak, muhtemelen bu gelecek zamanda da dolu yaşayacağımızın işareti olacaktır. Dolu dolu yaşamaya karar verdiğimiz andan, şimdiye kadar olan zamandaki yaşamımız da muhtemelen dolu dolu olacaktır. Her şey bir tek kararımıza bağlı.
Kişisel gelişiminize önem veriyorsanız, bunun ilk basamağı değişimdir. İnsanlar genellikle değişmelerinin zor olduğunu söyleyerek sahip oldukları sınırlayıcı düşüncelerinden ve yıpratıcı duygularından kurtulamamaktadırlar. Değişim, asla zannedildiği kadar zor değildir. Değişim dünyada değişmeyen tek şeydir.