Kabiliyetli olmasına rağmen en önemli ilimleri bırakıp da daha az önemle ilimlere kendini veren kimse, buğday veren tarlaya mısır eken veya hurma ve zeytin verebilecek tarlalara çalılar diken kimse gibidir.
Kendisine kötülük edenlere kötülük eden, onlar gibidir. Onların kötülüklerine kötülükle karşılık vermeyense, onların efendisi, en iyisi ve en erdemlisidir.
Bu dünya hayatının süresine dikkatlice baktığın zaman, o sürenin aslında şimdiki anından ibaret olduğunu görürsün. Gördüğün o şimdiki an, iki zamanın, yani geçmişle geleceğin arasındaki ayrım noktasıdır.
Geçmişe ve geleceğe baktığında, ikisi de sanki var olmamışlar gibi yokluktan ibarettir.
Öyleyse sonsuzca sürüp gidecek olanı, bir göz açıp yumacak kadar geçici olana satandan daha şaşkın kim vardır?
Erdemli davranışlara veya rezilce hareketlere, ibadetlere ya da günahlara yönelişte kesin belirleyici fark, nefsimizin bunlara olan eğilimi veya nefretidir.