Fıtratın nasıl olduğuna dair ki aynı görüş var: Biri "insan fıtratı kötücüldür, günahkardır," diyor, Judeo-Christian medeniyeti; diğeri "İnsan temiz bir fıtrat üzerine doğmuştur." diyor, İslam medeniyeti. İnsanın kanatlanıp alemlere gitme imkânı da var, çukurlara yuvarlanma ve büyük bir imkânı ıskalama ihtimali de var.
Cemil Meriç'in çok vurucu bir cümlesi var: "İyilik yapan mükafat bekliyorsa tefecidir." Merhamet eden, merhamet ettiğinden minnet bekliyorsa o kendiliğinden mükâfat olmuyor.
İnsanın da hizmet fazlası vardır, onu verdiğiniz zaman kalbiniz rahat eder. Aranızda bir menfaat ilişkisi olmadığı için dostluk, muhabbet bağları kurulmaya başlar. Modern insan, bunu unuttu ve bütün ilişkilerini menfaat üzere kurduğu için kalbi kurudu.
Bugün bakıyorsunuz, yüz yıl öncesinin romanları, bugünün karakterlerini anlatıyor. İnsan temel olarak çok değişen bir varlık değil; hırsları, tamahkârlığı, bencilliği, temel dürtüleri aynı.