"Direnme gücüne sahip olanlar başkalarından farklı değildir," diyordu Nora. "Aradaki tek fark, onların aklında belli bir hedef olması ve o hedefe ulaşmaya kararlı olmalarıdır. Direnme gücü, dikkatimizin kolayca dağılabildiği bir hayatta odağımızı koruyabilme yete neğidir. Bedenimiz ve zihnimiz sınıra dayandığında bile yaptığımız işe yoğunlaşmayı sürdürmek, dikkatimizi dağıtmadan, etrafa bakıp birilerinin bizi geçebileceğinden endişe etmeden kendi kulvarımızda yüzmeyi sürdürebilmektir..."
"İstemek," dedi ölçülü bir sesle, "ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o bosluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur
Aşık olmanın getirdiği baş dönmesi, bizi harika bir ilişki yaşadığımıza inandırır. Birbirimize ait olduğumuzu, bütün sorunları aşabileceğimizi, birbirimiz için her şeyi yapabileceğimizi hissederiz.
"Her çocuğun içinde, sevgiyle doldurulması gereken bir 'duygu deposu' vardır. Çocuk gerçekten sevildiğinde, doğal ve olması gerektiği gibi gelişir. Sevgi deposu boş kaldığında, çocuk yanlış davranışlara yönelir. Çocukların yaramazlıkları genellikle bu sevgi deposundaki boşluktan kaynaklanır."
Çocuk yeterince şefkat gördüğü takdirde, sorumluluk sahibi, bilinçli bir yetişkin haline gelir. Aksi halde, duygusal ve sosyal açıdan gelişiminde geri kalacaktır.