Bir Çürük Diş...
İltihaplanıp apse yapar, uykuları böler, en olmadık zamanlarda hayatı dar eder. Kurtarmak için her yolu denersin; sinirlerini aldırır, tedavi edersin ama bazen tek bir çare kalır: Çektirip kurtulmak.
İşte "boş vermek" ya da "kafaya takmamak" tam da diş çektirmek gibidir. Çekildiği an rahatlarsın ama dilin o boşluğa günde yüz kez gider. Acının bitmesi, yokluğunu hissetmeyeceğin anlamına gelmez; o boşluk orada hep durur ve sen onu hep ararsın.
Bu his bir süre devam edecektir. Ancak sırf o boşluk yüzünden "Acaba çektirmeseydim mi?" diye düşünmek yersizdir. Çürümesi senin ihmalin veya hatan olabilir ama sonuçta canını yakıyor, sağlığına zarar veriyordu.
O halde bırak, boşluk kalsın.
Bu boş vermişlik tüm dişlerin için değil; işlevini yitirmiş, ruhuna yük olanlar içindir. Onca çabana rağmen gitmekte ısrar eden ne varsa, bıraktığı boşluğu da olumsuzluğunu da artık boş ver.
Hayatı akışına bırak; su, her zaman yolunu bulur.
Çünkü bazen bir boşluk, bin sızıdan daha sağlıklıdır.