Fatih aytaç

Fatih aytaç
@faytac
Eğitimci
Eğitim &pskoloji
Odtü
Adana
4 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Ruhun Prangalarından İçsel Özgürlüğe
Bazen duygularımızı yönetemez hale geliriz. Kaygılar yaşamımızı esir alır, nefes almakta dahi zorlanırız. Öfkeye yenik düşüp sevdiklerimizi incitir, sonra pişman oluruz. Her sabah "iyi bir gün" niyetine rağmen iç sesimiz susmaz; günü iç daralmalarıyla kapatırız. Sonunda bu döngünün değişmeyeceğine inanıp, kalitesiz bir yaşama mahkûm hissederiz. Oysa duyguların hasar görmüş yanlarını onarmak ve bir iç genişliğiyle yaşamak mümkündür. Yıllardır biriken değersizlik, yetersizlik ve güvensizlik hislerinden arınıp ruhsal özgürlüğe kavuşabiliriz. Nasıl mı? * Telaşı bırakıp biyolojik ritmimizi düzenleyerek sakinliğe erişebiliriz. * Bastırılmış duyguları serbest bırakıp ruhsal özgürlüğü hissedebiliriz. * Geçmişi onarıp kaygılı bedenden kurtularak iç genişliği elde edebiliriz. * Ve gerçek kendimizi bulmak için, kendimizle dürüstçe yüzleşebiliriz.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir çürük diş
Bir Çürük Diş... İltihaplanıp apse yapar, uykuları böler, en olmadık zamanlarda hayatı dar eder. Kurtarmak için her yolu denersin; sinirlerini aldırır, tedavi edersin ama bazen tek bir çare kalır: Çektirip kurtulmak. İşte "boş vermek" ya da "kafaya takmamak" tam da diş çektirmek gibidir. Çekildiği an rahatlarsın ama dilin o boşluğa günde yüz kez gider. Acının bitmesi, yokluğunu hissetmeyeceğin anlamına gelmez; o boşluk orada hep durur ve sen onu hep ararsın. Bu his bir süre devam edecektir. Ancak sırf o boşluk yüzünden "Acaba çektirmeseydim mi?" diye düşünmek yersizdir. Çürümesi senin ihmalin veya hatan olabilir ama sonuçta canını yakıyor, sağlığına zarar veriyordu. O halde bırak, boşluk kalsın. Bu boş vermişlik tüm dişlerin için değil; işlevini yitirmiş, ruhuna yük olanlar içindir. Onca çabana rağmen gitmekte ısrar eden ne varsa, bıraktığı boşluğu da olumsuzluğunu da artık boş ver. Hayatı akışına bırak; su, her zaman yolunu bulur. Çünkü bazen bir boşluk, bin sızıdan daha sağlıklıdır.
Salıncaktan düşen bir çocuk, hiç küser mi çok sevdiği o parka?
Hayat, en büyük sınavlarını 'asla' dediğin yerden hazırlar. Kaçtığın her cümle, bir gün yüzleşmek zorunda kaldığın kaderindir. Çünkü insan, en çok iddialarından vurulur; kibrinden arınana dek aynı yerden sınanmaya mahkûmdur.
Liyakat
Adam tuz tüccarıydı. Tuz yüklü kervanıyla uçsuz bucaksız çölde ilerliyordu. Gökyüzü aniden bulutlanınca tüccarı bir endişe sardı; zira yağmur, yükü olan tuzun felaketi demekti. Yolda bir keçi çobanına rastladı ve heyecanla sordu: — "Hemşehrim, ne dersin? Bu bulutlar yağmur bırakır mı?" Çoban, yanındaki keçilerden birini yakaladı, hayvanın kuyruğunun altına bakıp kendinden emin bir edayla cevap verdi: — "Kuyruk kalkık! Yağmur falan yok, yoluna devam et." Tüccar çobana güvenip yola koyuldu. Ancak çok geçmeden gök delindi; öyle bir yağmur başladı ki bardaktan boşalırcasına... Tuz yükü saniyeler içinde eriyip toprağa karıştı. Tüm servetini yitiren kervancı, dizlerinin üstüne çöküp feryat etmeye başladı: — "Ah benim aptal başım! Keçi kuyruğundan barometre, çobandan meteoroloji uzmanı yaparsan sonun böyle olur!.." Velhasıl; Yaşamın hiçbir alanında, kendine hafız olamamış insanların size imamlık yapmasına asla izin vermeyin.