Fatih aytaç

Fatih aytaç
@faytac
Eğitimci
Eğitim &pskoloji
Odtü
Adana
4 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Öyle bir noktadayım ki; artık sabır kelimesi kendi çaresizliğinden utanıyor, tahammülün o bildik sınırları birer birer siliniyor. Burası artık sözün bittiği, sadece ruhun sessizce sızladığı o uçurumun kenarıdır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Belki de Kusur Bizdedir! Adamın biri, son zamanlarda eşinin işitme kaybı yaşadığından şüpheleniyormuş. Ona bu durumu kırmadan nasıl açacağını bilemediği için aile hekimine danışmaya karar vermiş. Doktoru, durumu netleştirmek için basit bir yöntem önermiş: "Eşine farklı mesafelerden seslenerek işitme seviyesini ölçebilirsin. Önce 40 adım uzaktan normal bir ses tonuyla bir şeyler söyle. Cevap alamazsan mesafeyi 30 adıma düşür, sonra 20... Ta ki seni duyana kadar devam et." O akşam eşi mutfakta akşam yemeğini hazırlarken, adam bu yöntemi denemeye karar vermiş. Salonun en uzak köşesinden, yaklaşık 40 adım mesafeden seslenmiş: — "Hayatım, bu akşam yemekte ne var?" Cevap gelmeyince biraz daha yaklaşmış, mesafeyi 30 adıma indirip sorusunu tekrarlamış: — "Hayatım, bu akşam yemekte ne var?" Yine ses çıkmamış. Adam şaşkınlık ve biraz da üzüntüyle mutfağın kapısına kadar gelmiş; mesafe artık 10 adıma düşmüş: — "Hayatım, bu akşam yemekte ne var?" Hâlâ bir yanıt alamayınca durumun sandığından daha ciddi olduğunu düşünerek eşinin tam arkasına kadar gitmiş ve kulağına doğru fısıldar gibi sormuş: — "Hayatım, bu akşam yemekte ne var?" Eşi bıkkın bir tavırla arkasına dönmüş ve şöyle demiş: — "Hayatım, beşinci kez söylüyorum: Tavuk!" Kıssadan Hisse Başkalarının eksiklerini görmek için mercek kullanırken, kendi hatalarımıza sırtımızı döneriz. Bazen çevremizde "sorun" olarak gördüğümüz şeyler, aslında kendi algılarımızdaki bir tıkanıklıktan ibarettir.
Sahte Aslanın Hazin Sonu
Bir zamanlar kendi halinden memnun olmayan bir eşek, aslanın heybetine özenip kurnaz tilkinin kapısını çalmış. Tilki, bıyık altından gülerek ona şu "aklı" vermiş: "Aslan olmak bedel ister; kulaklarını kesecek, kuyruğunu budayacak ve üzerine şu postu geçireceksin ki kimse gerçeği anlamasın." Eşek, aslan olma hırsıyla can acısını sineye çekip denilen her şeyi yapmış. Kan revan içinde ama yeni görüntüsünün gururuyla tilkiye dönmüş. Tilki son talimatını fısıldamış: "Şimdi ormanın ortasına çık ve var gücünle kükre ki herkes kralın geldiğini sansın!" Eşek göğsünü kabartıp ağzını açmış; ancak boğazından heybetli bir kükreme yerine, yeri göğü inleten bir "A-iii, a-iii!" sesi yükselmiş. Hüsranla tilkiye bakıp, "Nasıl, aslan gibi görünüyor muyum?" diye sormuş. Tilki acı bir gülümsemeyle cevabı yapıştırmış: "Görüntün değişti, postun değişti, canın yandı, kulağın değişti; ama sesin her şeyi ele verdi. Artık aslan olmadığın gibi, eski eşek bile değilsin..." Velhasıl: Özgünlük ve Öz Başkasına benzemek için verilen her taviz sizi "o" yapmaz; sadece kendinizden uzaklaştırıp eksik bir varlığa dönüştürür. Taklitçi, özgünlüğünü kaybederken taklit ettiğinin seviyesine de asla ulaşamaz. Unutmayın: Kalite ve vasıf içeriden gelir. İçerideki cehalet baki kaldığı sürece, dışarıya aslan postu serseniz de ilk kelimenizde foyanız ortaya çıkar. İmaj sadece kapaktır; asıl olan kitabın içeriğidir.
Düşüşün Bile Bir Raconu Var!
Yıkılmaktan sakın korkma ; yere serilmiş bir 8 (♾️), ayakta dimdik duran bütün 9'lardan daha büyüktür." *Neden mi? • Sınırın Olmasın: 9 rakamların en büyüğüdür ama bir sonu vardır. Oysa yere düşen 8, sonsuzluğa dönüşür. • Duruşun Değişsin: Dünya seni yıktığını sanırken, sen aslında sınırlarını ortadan kaldırmışsındır. • Gerçek Heybet: Ayakta duran her şey bir gün devrilir; ama devrilince evrenleşen sadece özü sağlam olanlardır. Kısacası: Bazı düşüşler son değil, sınırsızlığın başlangıcıdır. Sen yeter ki özünü kaybetme!
Herkese karşı giydiğim “iyiyim” kostümü o kadar ağır ki… Gece olunca kemiklerim sızlıyor.