Bir zamanlar kendi halinden memnun olmayan bir eşek, aslanın heybetine özenip kurnaz tilkinin kapısını çalmış. Tilki, bıyık altından gülerek ona şu "aklı" vermiş:
"Aslan olmak bedel ister; kulaklarını kesecek, kuyruğunu budayacak ve üzerine şu postu geçireceksin ki kimse gerçeği anlamasın."
Eşek, aslan olma hırsıyla can acısını sineye çekip denilen her şeyi yapmış. Kan revan içinde ama yeni görüntüsünün gururuyla tilkiye dönmüş. Tilki son talimatını fısıldamış:
"Şimdi ormanın ortasına çık ve var gücünle kükre ki herkes kralın geldiğini sansın!"
Eşek göğsünü kabartıp ağzını açmış; ancak boğazından heybetli bir kükreme yerine, yeri göğü inleten bir "A-iii, a-iii!" sesi yükselmiş. Hüsranla tilkiye bakıp, "Nasıl, aslan gibi görünüyor muyum?" diye sormuş. Tilki acı bir gülümsemeyle cevabı yapıştırmış:
"Görüntün değişti, postun değişti, canın yandı, kulağın değişti; ama sesin her şeyi ele verdi. Artık aslan olmadığın gibi, eski eşek bile değilsin..."
Velhasıl: Özgünlük ve Öz
Başkasına benzemek için verilen her taviz sizi "o" yapmaz; sadece kendinizden uzaklaştırıp eksik bir varlığa dönüştürür. Taklitçi, özgünlüğünü kaybederken taklit ettiğinin seviyesine de asla ulaşamaz.
Unutmayın: Kalite ve vasıf içeriden gelir. İçerideki cehalet baki kaldığı sürece, dışarıya aslan postu serseniz de ilk kelimenizde foyanız ortaya çıkar. İmaj sadece kapaktır; asıl olan kitabın içeriğidir.