Bazı insanlara bir şey anlatmanın zorluğu, çoğu zaman zeka eksikliğinden değil, zihinsel çerçevenin darlığından kaynaklanır. Çünkü anlatmak; sadece kelime aktarmak değil, ortak bir anlam zemini inşa etmektir.
Eğer kişi:
• Olayları yüzeysel ve tek boyutlu algılıyorsa,
• Soyut kavramları (hukuk, hakkaniyet, orantılılık gibi) somut gerçekliklerle bağdaştıramıyorsa,
• Eleştirel düşünme pratiğinden yoksunsa,
• Duygusal tepkilerini muhakemesinin önüne koyuyorsa;
anlatılan hiçbir şey o zihinde yer bulamaz. Söylenen her cümle, anlamaya değil savunma kalkanına çarpar.
Asıl zorluk şuradadır:
Sen neden-sonuç ilişkisi kurarsın, o "iyi-kötü" kutuplaşmasında kalır.
Sen ilke anlatırsın, o niyet okur.
Sen sistemi tartışırsın, o meseleyi kişiselleştirir.
Kültürel seviye; yalnızca bir diplomadan ibaret değil, düşünce derinliğidir. Derinlik olmadığında karmaşık meseleler sığlığa mahkûm edilir; basite indirgenen her konu ise en nihayetinde öfkeye dönüşür.
Bu yüzden bazı insanlara bir şey anlatmak imkânsız değildir; ancak zihinsel bir buluşma noktası yoksa gereksizdir!