"Teferruat üzerinde durmayınız; her şeyin mükemmelini aramayınız; bulunması mümkün değildir. Binlerce uygunsuz saçma sapan şeyle dolu binlerce oyun, sürekli oynanmıyor mu? Buna rağmen başarıyla sürdürülüp alkışlarla, hayranlıkla karşılanmıyorlar mı? Devam et delikanlı, bırak konuşsunlar; ben kesemi doldurayım da, isterse güneşin zerreciklerinden daha fazla hata olsun temsillerde. "
"Ey sen, yeryüzünde yaşayan insanların en talihlisi, kıskanmadan, kıskanılmadan, huzur içinde uyuyorsun; peşinde büyücüler yok; büyüler korkutmuyor seni. Uyu diyorum tekrar, daha yüz kere de söylerim; sevgilini kıskanıp uykusuz kalmıyorsun; borçlarını nasıl ödeyeceğini, kendini ve küçük, dertli aileni ertesi gün nasıl doyuracağını düşünmekten uykuların kaçmıyor. Ne hırs huzursuz ediyor seni, ne dünyanın boş debdebesi; çünkü senin isteklerin, eşeğine yem vermekten ileri gitmiyor. Seni düşünmenin yükünü ise benim omuzlarıma yükledin; tabiatın ve geleneklerin, efendilere yüklediği bir karşı ağırlık. Hizmetkâr uyuyor, efendi uyanık; onu nasıl doyuracağını yardım edip lütuflarda bulunacağını düşünüyor. Gökyüzünün toprağa gerekli çiyi yağdırmadan tunca dönüştüğünü görmek, hizmetkârı değil, efendiyi kahrediyor, çünkü o, berekette ve bollukta kendisine hizmet edeni, kıtlıkta ve açlıkta doyurmak zorunda. "
"Zat-ı âliniz, bir şair olarak, kendi fikirlerinizden ziyade, başkalarının fikirleriyle kendinizi yönlendirirseniz, meşhur olabilirsiniz; çünkü hiç-bir evlat, annesine, babasına çirkin görünmez; bu yanılgı, zihnin hayat verdiği evlatlar için daha da geçerlidir. "
Don Lorenzo, deli olduğuna kanaat getirdiği hâlde, Don Quijote'nin övgülerine sevinmesin mi ? Ey iltifatın kudreti, nelere kadirsin, hâkimiyet alanın ne kadar geniş!