Giriş Yap
İşte Çakır, İsa Beğ'le böyle tanıştı ve onun maiyetine böyle girdi. Doğrusu yediği ekmeyi hak edecek kadar fedakarlık gösterdi. Amcası ölüp tımar kendisine kaldığı zaman gene İsa Beğ'in yanından ayrılmadı. Onun yalnız kulu değil,en yakın arkadaşı da oldu. Çakır denenmiş,sınanmış kişiydi. Birinci sınıf bir asker,vefalı bir yoldaştı. Tam bir Türk'tü. Belki zamanında hiç bir yasa,töre tanımaz fakat inanarak bağlandığı İsa Beğ'in bir buyruğunu en büyük yasa sayarak bu uğurda ölebilirdi. Kendisine gösterilen güven onu şımartmıyordu. Aradaki sınırı hiç bir zaman aşmıyordu. Karşı karşıya şarap içip dünyayı dumanlı gördükleri günler de olmuş,fakat o zamanlarda bile ne İsa Beğ onun gönlünü kırmış ne de Çakır, İsa Beğ'de en küçük bir hoşnutsuzluk uyandırmıştı. Şehzade terbiyesi ile sipahi terbiyesi hiç aksamadan bağdaşıp gidiyordu.
Reklam
Ne zaman kendimizden ödün versek,ne zaman birine sonsuz güvensek daha çok kırılmadık mı? O zaman ne gereği var ki yanlızca sevgi vermenin,hissetirmenin?Ne gereği var her seferinde kırılacaksa güvenimiz? O mutu olsun,o gülsün ,onun canı yanmasın,morali bozulmasın diye kaybetmedik mi hepimiz? Peki bizim canımızın acısı,kalbimizin kırığı kimin umurunda? Aslında hiçte kimsenin umurunda değil ..Birileri herşeyi yoluna koyuyor ,hayatına bakıyor.Sevgi ,emek , fedakarlık..... Hepsi bizim kendi kuruntumuz. Çünkü sevgi,emek fedakarlık karşılıklı olduğu sürece anlam kazanıyor.Ee böyle olmayınca da sevgimiz gibi iyi niyetimizde kimsenin umurunda olmuyor... C.K
"Fazla fedakarlık, fazla vefasızlık getirir."
Fedakarlık nedir, insan aşk için nelerden vazgeçer, peki ya ilahi aşk?
Reklam
Fedakarlık dediğin şey, başkaları için yaptıkların değil kendin için yapamadıkların aslında...
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42