İstanbul'un Fethi'nden on sene sonra, 1463'te Bosna fethedildi. Fatih Sultan Mehmet Han da onlara Anadolu'nun temiz insanlarını götürüp yerleştirdi. Bütün Boşnaklar, böylece Müslüman oldular. Yine Fetih'in, İşkodra bölgesine getirdiği güzel nümûne insanlarla, mânevi fütuhat devam etti. O coğrafyada da çok halk Müslüman oldu.
Düşman, akşama kadar arıların dağılmasını bekledi. Arılar dağıldı ve bu sefer de aniden müthiş bir yağmur bastırdı. Seller aktı ve Âsım'ın cesedi bu esnada gözlerinden kayboldu. Rabbi, Âsım'ın cesedini kafir tasallutundan korumuştu. Bu hadiseden sonra Âsım; <Arıların Koruduğu Şehit> diye anıldı.
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Tefviznâmesi
Hak şerleri hayr eyler
Zan etme ki ğayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen Hakka tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Kalbin Âna berk eyle
Tedbîrini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hallâk-ı Rahîm Oldur
Rezzâk-ı Kerîm Oldur
Fa’âl-i Hakîm Oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Cenâb-ı Hak, geometriden ibaret bir namaz istememektedir. Bedenin, kıblesi Kâbe’ye döndüğü gibi; kalbin ibresi de Hakk’a yönelmelidir. Kalp ve beden, rûhânî bir âhenk içinde olmalıdır.