• Ona sevginin yalnızca vermek değil aynı zamanda almak olduğunu öğret.
  • Bir insan hem bir dindar, hem de bir solcu olabilir mi?

    (Buradaki bir arkadaşımın alıntısıydı. Onun alanını katletmemek için aynı soruyu burada {kendimce} yanıtlamak istiyorum.)

    Bir insan hem dindar hem de solcu olamaz. Olmamalı da. Çünkü bunlar aslında birbirine taban tabana zıttır.

    Fakat bu ülkede olabiliyor. Nasıl mı?

    Pragmatist ülkem insanı kârını arttırmak için her işte olduğu gibi sosyallikte de birçok yere aynı anda hitap etme peşinde. Tıpkı manavın tavuk döner ya da kebapçının penne arabiata (bir tür acı soslu makarna) satması gibi. Çünkü modern toplumlarda olduğu gibi, işimizde uzmanlaşmak yerine -ki; bu, çok zordur- kazanç gelecek en ufak şeyi kovalama peşindeyiz. Zira bu, bir işte en iyisi olma çabasından hem çok kolay, hem de çok daha rahat ulaşılabilirdir.

    Mantık hatası da bunun akabinde doğuyor. Zira kişi çıkıp ben solcuyum ama dinime bağlıyım diyor. Bu, nasıl olabiliyor? Ya solculuğu, ya dini (burada kastedilen İslam’dır) bilmiyor, ya da çoğunluğun din eksenli olması onu endişelendiriyor (dışlanma korkusu gibi).

    Solculuk,
    Sağcılık,
    Kapitalizm (sermayecilik),
    Emperyalizm (yayılımcılık),
    Sosyalizm (üretim araçlarının devletin elinde olup ekonomik etkinliklerin kâr yerine insanların gereksinimlerini karşılaması gerektiğini öne süren, toplumda büyük değişiklikler amaçlayan siyasal öğreti),
    Komünizm (özel mülkiyetin olmadığı, bütün üretim araçları ve malların toplumun olduğu, herkesin bunları ortaklaşa kullandığı toplum düzeni),
    Liberalizm (bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında özgür yaşamasını, devletin bireyler, sınıflar ve uluslar arasındaki ekonomik ilişkilere karışmamasını isteyen siyasi ve iktisadi öğreti),
    Anarşizm (kargaşacılık),
    Hedonizm (hazcılık),
    Narsisizm (özseverlik, kişinin kendine tapması),
    Rasyonalizm (usçuluk),
    Sürrealizm (gerçeküstücülük),
    Maniheizm (3. yüzyıl ortalarında İranlı ressam Mani’nin yaydığı ‘iyilik’ temelli din),
    Zerdüşizm (ateş, toprak, hava ve suyun kutsal olduğu, İran kökenli din),
    Septisizm (kuşkuculuk),
    Hümanizm (insancılık),
    Paganizm (çoktanrıcılık),
    Pragmatizm (faydacılık),
    Teizm (Tanrıcılık),
    Deizm (Tanrı’ya inanmak fakat hiçbir dini kabul etmemek),
    Ateizm,
    Kanibalizm (kendi türünü yeme),
    Kübizm (XX. yüzyılın başlarında Fransa’da, plastik sanatlarda ortaya çıkmış olan, doğa biçimlerini olduğu gibi yansıtılmasının gerekmediğini, onların bir olgu olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünen, nesneleri geometrik şekilde yansıtan bir sanat akımı),
    Realizm (gerçekçilik),
    Dadaizm (savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırma nedeniyle doğan bir satan akımı),
    Determinizm (belirlenimcilik),
    Egoizm,
    Düalizm (ikicilik),
    Faşizm (demokratik düzen yerine aşırı bir ulusçuluğa dayanan bir baskı düzeni kurmayı hedefleyen öğreti),
    Feminizm,
    Militarizm (bütün ülke sorunlarının ancak ordu gücüyle çözüleceğini savunan siyasal öğreti),
    Minimalizm (daha az eşyayla ve daha az tüketerek, sahip olduklarımızı daha etkili şekilde kullanmak),
    Materyalizm (maddecilik),
    Marksizim,
    Leninizm,
    Pozitivizm (olguculuk),
    Postmodernizm (modern sonrası çıkan yönelişlere verilen ad)

    Ve bunun gibi daha birçok var fakat bu yeterlidir sanırım.
    Bir de bunların bazılarının neo'su var, yani yenilikçileri; Neoliberalizm, Neorealizm, Neoklasizm vb.

    Söylemek istediğim şu: Bunların elbette birbiriyle bağlantılı olan yanları var. Yalnız; bazılarının varlık nedeni bir diğerinin var olması, yani tepki! Solculuk neden doğmuştur buna bir bakın derim. Ama üşenip bakmayacaklar için birkaç cümle yazayım. Sonuçta ülkemin en büyük sorunu kendi araştırmaz, kendi okumaz, hep başkaları öğrenecek ona anlatacak diye bekler. Ama bu sefer de ona anlatanların esiri olur. Lakin, lütfen siz bana esir olmayın, kendiniz de araştırın, kendiniz de okuyun. Yanılıyor ya da yalan söylüyor olabilirim. Herkes gibi!

    Solculuğun doğuşu:
    Kapitalizmin amacı olan sonsuz sermaye biriktirme hedefi kârı maksimum tutma peşinde olacaktır. Bu yüzden başlangıç evresinde İngiltere'de kendi öz çocukları olan İngilizlere yaptıklarına inanamazsınız. Bu, nasıl bir gaddarlık ve acımasızlıktır. Daha çok kazanacaklar diye 18-20 saat çalıştırırlar. Doğru düzgün yemek vermezler. Sağlık koşullarına, işçinin çektiklerine bakmazlar. Verdikleri parayla geçinmek, tüm aile fertlerinin çalıştığı durumda bile neredeyse imkânsızdır. Çocuklar ve kadınlar haklarını savunamadıkları için daha çok tercih edilir. Tacizler ve faydalanmalar dehşet verici ölçülerdedir. Köleliği aratmayan, hatta kölelikten daha beter uygulamalar normalleşmiştir. Zamanında bunu kendi yurttaşlarına yapan kapitalistlerin (patronlar da denilebilir) diğer ülkelerde yaptıklarına neden şaşırıyoruz? Okumaz ve bilmezsek şaşırırız tabii.

    Daha yeni yeni Sanayi Devrimi ile (James Watt'ın buhar makinasını bulması bu süreci çok hızlandırır) makineleşen ve maliyetleri aşağı çeken kapitalistlerle kırsalda rekabet edemeyen halk kentlere göç edip fabrikalarda çalışmaya başlayacak ve bir işçi sınıfı oluşturacaktır. Bu işçi sınıfının kanı kapitalistler tarafından bir sivrisinek edasıyla emilecektir. Başta kapitalizmin şahane bir eleştirisini yapan Karl Marx ve Friedrich Engels olmak üzere işçi sınıfına ön ayak olanlar işçileri bu durumdan kurtarmak için çabalamışlardır. -Ki; bu kişiler dinsizdir ama o düzende yaşasaydık ve bizi hiçbir canlının hak etmeyeceği koşullarda çalıştırsalardı, daha doğrusu işkence etselerdi, hükümet ve kilise de işin içinde olsalardı, muhtemelen ben de tüm bu kan emicileri destekleyen hatta onlardan beter olan kiliseye rest çeker ve ateist olduğumu ilan ederdim!

    Size solculuğu en kısa şekilde anlatmaya çalıştım. Karl Marx, ben solcuyum ama dini bütünüm diyenleri duysa (her ne kadar o, Hristiyanlığı kastediyor olsa da, İslam’ı da ayıracağını hiç sanmıyorum) kahrından bir kez daha ölebilirdi.

    Solcu olduğunu söyleyen ‘Mümin kardeşlerime’ :)) ya da tam tersi İslamcı olduğunu düşünüp, Panislamizmin ne olduğunu bilmeyenlere artık şaşırmamalıyım değil mi?
    Solcu olduğunu iddia eden fakat solculuk nedir diye sorduğumda bana Liberalizm, Faşizm ve Militarizmin bir karışımı niteliğinde şeyler anlatan, kendine ‘solcu’ diye bir isim takan ama isminin anlamını bilmeyenlerle karşılaşmak çok sıradan değil mi? :))

    Şu –izm’ler nasıl?
    Üçkağıtizm ya da Çıkarizm. Yanardönerizm ve menfaatseverizm.
    Bu –izm’leri her hangi bir grubun ardında dolaşıp oradan çıkar devşirme peşinde olanlara atfediyorum.

    Sağcı olduğunu iddia edip Kapitalistlere taş çıkaracak kadar aç ve servet peşinde olanlara da şunu hatırlatmak isterim; o –izm’ler (Üçkağıtizm…) size de çok yakışır.
  • “Şayet aynı zamanda bir de kadın veya kız çocuğu iseniz o zaman toplumsal dışlanma, yoksulluk veya şiddet ile karşılaşma ihtimaliniz daha da katlanıyor.”
    Nikki Van Der Gaag
    Sayfa 37 - Sel Yayınları
  • “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları haklarından, erkekleriyse insanlıklarından mahrum eder.”
    Nikki Van Der Gaag
    Sayfa 31 - Sel Yayınları
  • “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için gerekli olan feminist devrimi yapmak üzere, sadece bireysel haklara odaklanmak yerine sistematik adaletsizlikleri ele almalıyız.”
    Nikki Van Der Gaag
    Sayfa 59 - Sel Yayınları
  • Bazı feministler "Feminizm yalnızca kadın değil aynı zamanda erkek içindir" diyor. Bundan daha büyük zırvalık duymadım. Çok detaya girmeden bile isminin kökenine baktığımızda görüyoruz ki bu kelime Latincedeki femina yani "kadın" sözcüğünden türetilmiştir.
    Hiç bir erkeğin pozitif ayrımcalık isteyip sorumluluklardan kaçan bu kadın üstünlükçü akıma desteğini beklemeyin. Zira derdi eşitlik olan kendine feminist yerine eşitlikçi der.
  • Feminizmin temel savunusu, kadınların erkekler ile bir sayılması ve maruz kaldığı haksız muamelelerin son bulmasıdır. Kısa, net, anlaşılır. Feminizm der ki; kadınlar, erkeklerden daha aşağı yaratılmış değildir. Kadın, erkeğin kum torbası gibi kullanacağı bir eşya değildir. Kadın, stres topu değildir. Kadın, kuluçka makinesi değildir. Kadın, hizmetçi değildir. Kadın, bir erkekle kurduğu müşterek hayatını zevkle, keyifle ve istediği gibi yaşamalıdır.