Şeyh Ahmed Yasin'in Katar'da söylediği bu sözler oldukça manidardır: "Filistin yönetimi bizimle savaşırsa biz asla onunla savaşmayacağız. Bize eziyet ederlerse asla bu kötülüğe, kötülükle karşılık vermeyeceğiz. Adem'in oğlu Habil gibi olacağız. Kardeşi ona "Seni öldüreceğim" dediği vakit O şöyle dedi: "Eğer beni öl dürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben, ôlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
Müslümanlar, İsrail mallarına verdikleri her kuruşun İsrail'e gittiğini, İsrail'in elinde füzeye, bombaya ve mermiye dönüştüğünü ve İsrail'in bunlarla bizi öldürdüğünü ya da tehdit ettiğini bilmelidirler.
Filistinlilerin direnişine terör denilecekse bize göre bu terör meşrudur. Kur'an'ın şu emrine de tamamen mutabıktır: "Onlara karşı gücünüz yettiğince, kuvvet ve cihad için besili atlar hazırlayın ki, bununla Allah'ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutasınız." Buradaki korkutma (irhab) eylemi kan dökmek için değil, düşmana karşı direnmek ve vatanı savunmak içindir.
Sabra ve Şatila katliamı, Ramazan ayında secde ve rüku halindeki oruçlu
Müslümanları kurşuna dizdikleri el-Halil katliam:, Lübnan'da işledikleri Kana Katliamı, Kudüs'teki Tünel Katliamı, Mısırlı esirlere yönelik toplu katliamı ve aynı şeki lde Mısır topraklarında işlediği Bahru'l-Bakar öğrenci katliamı bu vahşi anlayışı gözler önüne sermektedir.